<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317</id><updated>2011-04-22T04:52:15.093+03:00</updated><title type='text'>...</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://phileossophia.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>155</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116275821335727966</id><published>2006-11-05T22:22:00.000+02:00</published><updated>2006-11-05T22:24:49.030+02:00</updated><title type='text'>fy : yaz abi</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;strong&gt;taşındık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buraya : &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://blaog.org"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;strong&gt;blaog.org&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116275821335727966?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116275821335727966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116275821335727966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/11/fy-yaz-abi.html' title='fy : yaz abi'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116255063799897892</id><published>2006-11-03T12:16:00.000+02:00</published><updated>2006-11-03T12:44:04.856+02:00</updated><title type='text'>iki tanker kapışıyordu boğazda, başlık ararken ben...</title><content type='html'>bir fırtına tuttu bizi, deryaya kattı diyordu, yazasım geldi yazma isteği beraberinde bir çok yazılacak şeyi de getiriyor, ama araya başka bir şey girince, gelenler gidiyor... bu haliyle başka bir şeyi anımsattı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herşeyin başka bir şeyi anımsatması üzerine bir şeyler söylemek isterdim de, boyumu aşar... kaç sıfat biliyorum ki....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yağmuru üstünkörü izlemek keyiflidir. yağmuru hakkıyla izlemek yorucu ve bunaltıcıdır. bu insan kısmısının üstünkörü yaşamasına eskiden kızardım, şimdi kızmıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra, sana bu güzellik hakkın vergisi, geçer bu güzellik sana da kalmaz diyor. titrek bir sesle. zannımca beddua edesi vardı, edememiş. söyleyebileceği en kötü şeyi söylemiş, o da gerçek olan. seviyorum ben eski zaman insanlarını, daha bir insandılar sanki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yağmur dedim, boğazın üstünde. izliyorum camdan, aslında tam olarak izlemiyorum, gözüm başka yerde, ama yağmurun boğazın üstüne düştüğü çıkmıyor aklımdan. aynı yağmur kim bilir başka nereler, kimler üzerine düşüyordur... ibn hazm vardır, allah rahmet eylesin. güvercin gerdanlığında bahsetmişti, güneş demişti... ortak bir nokta...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de aklıma ne geldi şimdi. rahmetli feridettin attar hazretin mantukut tayr da bahsetti bir şeyh efendi vardı. şeyh sani diye kalmış aklımda ama emin değilim, önemli de değil ismi. bir hiristiyan kız için şeyhliği bırakıp peşine düşmüştü, domuz çobanı olmuştu da insanlar kendisini hor görmüştü. iman eden hariç...  türlü türlü hikayeler var alemde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;havalar soğumaya başladı, ve bazı insanlar bunun daha çok farkında oluyor. allah daha çok farkında olanlara merhamet etsin, yardım etsin... insan pek merhametsizdir....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birde, yakında başka bir yere taşınacağım nasip olursa. sevgili yazihaneci faruğun izinden giderken, yine onun yardım ve teşvikiyle biraz arazi aldık. değişik ortaklıkları varmış galiba, dedi ki, senin de bir dikili ağacın olsun şu alemde, bahçesini istediğin gibi düzenleyeceğin bir evin. aldık bakalım, hayırlı olur inşallah...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116255063799897892?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116255063799897892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116255063799897892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/11/iki-tanker-kapyordu-boazda-balk.html' title='iki tanker kapışıyordu boğazda, başlık ararken ben...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116221721529090119</id><published>2006-10-30T16:03:00.000+02:00</published><updated>2006-10-30T16:06:55.326+02:00</updated><title type='text'>dünyayı elesen...</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf" id="audioplayer1" height="24" width="290"&gt;&lt;param name="movie" value="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf"&gt;&lt;param name="FlashVars" value="playerID=1&amp;amp;bg=0xf8f8f8&amp;leftbg=0xeeeeee&amp;amp;lefticon=0x666666&amp;rightbg=0xcccccc&amp;amp;rightbghover=0x999999&amp;righticon=0x666666&amp;amp;righticonhover=0xffffff&amp;text=0x666666&amp;amp;slider=0x666666&amp;amp;track=0xFFFFFF&amp;border=0x666666&amp;amp;loader=0x9FFFB8&amp;autostart=no&amp;amp;loop=yes&amp;amp;soundFile=http://www.mavrapictures.com/devrancafe/yenice.mp3"&gt;&lt;param name="quality" value="high"&gt;&lt;param name="menu" value="false"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116221721529090119?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116221721529090119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116221721529090119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/dnyay-elesen.html' title='dünyayı elesen...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116215833451592891</id><published>2006-10-29T23:43:00.000+02:00</published><updated>2006-10-29T23:45:34.540+02:00</updated><title type='text'>oooo ooo sen yana ben cama, ikimizin resmini çıkartsınlar yan yana dı dı türküsü</title><content type='html'>Dün gece geç bir vakitte geldiğimde eve, zihnimin kendi içinde bana kapalı düşüncelere daldığını fark ettim. Geç bir vakitte parmaklarım epeyce dolandı harflerin üstlerinde. Doğru harfler bir türlü yan yana gelmedi ki neler olduğunu okuyup anlayayım.&lt;br /&gt;Yorucu ve güzel bir gündü. Bugün yoruculuğunu hissediyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düğün vardı, bahsetmiştim galiba. Uzun zamandır kalkmadığım kadar erken bi vakitte kalktım. Hatta bir ara yattığım vakit...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir iki kaza atlattık, hamd olsun bir şey olmadı. Önemli insanlar taşıdık, dikkat etmek gerekiyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ara evet dendi. Sonra hayırlı olsun sırası, hayırda yarıştık, bi anda sıranın önünde bulduk kendimizi. Muhtelif geçişlerle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra koştuk yine, başka bir yere. Klarinet vardı darbuka, sonra kanunu duydum dolanırken ortada. İnsan kendinde olmadığı zaman zannımca yapmayı beceremediği işler yapar. Kendimde mi değildim, damatla göbek atıyorduk karşılıklı. İki elim havada silkeleniyoruz düşsün diye kurtlar. Benim kurtlarım zihnimde, silkeledikce zihnime düştü yine. Kıramicanız insanlar olunca neler neler yapıyor insan. İyi alıştım oynamaya. Bide yaşlılık var tabi, bünye kaldırmıyor, yoruluyor... yandan yandan... (ara not: oynamayı bilen biri olsa da öğretse keşke)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken yeni çiftin evine doğru harekete geçtik. Ara da damadın ailesinin evine uğradık. Sonra işte yeni eve geçtik. Gelinin abisi tutturdu kahve içilecek diye. Arkadaşlar gitti, aile fertleri kaldı. Bende damadın şöförü ve sadıcı olarak çıktım, kahve içtim. Biraz sohbet edildi ve çıktık. Başka bir arkadaş daha  vardı. Onla çamlıcaya gittik yakın diye. Orda da takıldık ikimiz biraz.... yorgunluk olmasa güneşin doğuşunu görürdük herhalde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra meczuba gittim haber etmeden. Misafiri vardı, rind, buyur ettiler.  Daha önce bahsetmişti meczub rind’ten ama tanışma imkanımız olmamıştı. Garip bir adama benziyordu. Dağıtmış, uzun süredir uyumuyor gibi yorgun bir hali vardı. Çay ikram etti meczub, oturdum yanlarına. Susuyorlardı, ben gidince bozuldu sessizlikleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meczubun sesi herzamankinden güzeldi sanki. Kelimelerin her bir harfi birbirinden bağımsız olarak kendi içlerinde tek başına anlamlı bir halde duyuluyordu.  Dinledim, sadece dinleyesim vardı. Konuşsam sesimin onun sesinin yanında ne kadar anlamsız ve uyumsuz olacağını duyuyordum düşüncemde. Bir müddet kendimden geçmiş halde dinlerken meczubun rind’e dönüp, buda kendince rind olma heveslisi, ne dersin olurmu ? diye sordu. Birden kendime geldim bu soruyu duyunca. Rind gülümsedi. Bana dönerek, öyle bir heves mi vardır diye sordu. Cevap veremedim. Daha doğrusu cevabını bende bilmiyordum, meczub söyleyince fark ettim kendimdeki bu isteği. Rind gözlerini gözlerimden ayırmıyordu, cevap bekliyordu benden. Nasip dedim. Gülümsedi. Sonra, ne olacak rind olunca diye sordu. Yine cevap veremedim. Buna dair zihnimde bazı cevaplar varmış oysa. Sorular soruldukça cevaplar buluyordum, sanki soru sorulmuyordu da bir şeyler anlatılıyordu ve öğreniyordum. Sen hiç bir kıza aşık oldunmu diye sordu. Duraksadım bir an, haddimi aşan bir cevap vermekten korktum. Rind deminki cevap bekleyen hal içinde gözlerime bakıyordu. Nasibimizce hissettik, isimlendiremedim ama diye cevap verdim. Meczub gülümsedi, rinde dönerek, adım atmış dedi. Rind gülümsedi. Tamam, aşık olarak görelim seni, maşallah diyelim. Bu maşallahı duyduktan sonra titremeye başladım. Sanki asıl ağır sorular şimdi gelecekmiş gibi hissettim. Kortum. Rind korkumu fark etti, sanki soru soracakmış gibiydide sormaktan vaz geçti. Anlatmaya başladı, aşık olan, aşkından dolayı her hatun kişide sevdiğini görendir, rind ise sevdiği dışında kimseyi göremeyen, görmekten ve sohbet etmekten utanan, rahatsız olandır...&lt;br /&gt;Rind meczuba dönerek, bir hatamız olduysa affolsun, düzeltesin yanlışlığımızı, yanılgımızı dedi. Meczub gülümseyip, eyvallah dedi. Sonra bana dönerek, sen artık git dinlen, kendine gel dedi... çıktım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolda gelirken de küçük sevgili aradı. Sohbet ettik yol boyunca. Ağlayasım vardı, ağlayamadım. Dua istedim ve dua ettim, ağlayamayacak kadar katı olan kalbim yumuşasın diye... nasip...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116215833451592891?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116215833451592891'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116215833451592891'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/oooo-ooo-sen-yana-ben-cama-ikimizin.html' title='oooo ooo sen yana ben cama, ikimizin resmini çıkartsınlar yan yana dı dı türküsü'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116198089112051630</id><published>2006-10-27T23:13:00.000+03:00</published><updated>2006-10-27T23:28:11.193+03:00</updated><title type='text'>bilmem şu ...</title><content type='html'>bazen sinirleniyorum, bu hoş bir şey değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;napıyorum ben ??? ?? ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eskiden çok yakın olunan insanlarla -dostlar misal- sonradan eskisi gibi olmayıp ama onların başkalarıyla artık o yakınlıkta olduklarını bilmek, ve özel şeyleri artık onlarla paylaştıklarını bilmek üzücü... mesela göz yaşlarını... kıskançlık mı vardır bende nedir... olmadığını sanırdım, olduğunu söyleyene kadar küçük sevgili... mi vardır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarın muhtemelen (kuvvetle olan muhtemel) yorucu bir gün olacak. iş yerini açmayacağım. sevgili yönetmen evleniyor. bize de gelin arabasının şöförü olma mutluluğunu verdi, sağolsun... kazasız belasız, güzel bir düğün olur inşallah. mutlu başlar, mutluluk hiç bitmez inşallah...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;takım elbise giymeyi de özlemişim. iyi kamufle eder. her yeri örten bir semer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmem şu feleğin bana cevri ne ? diyor türküde, daha önce de yazmıştım galiba. türküde ki bütün diğer sözler sanki sadece bu söylensin diye var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu ağlamaklı hali napcaz bilmiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;meczubu özledim :'( ... iki sözünü duysak ne güzel olurdu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116198089112051630?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116198089112051630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116198089112051630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/bilmem-u.html' title='bilmem şu ...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116188093269812802</id><published>2006-10-26T19:40:00.000+03:00</published><updated>2006-10-26T19:42:12.766+03:00</updated><title type='text'>asker hatırası...</title><content type='html'>askerde kullandığım bir defter geçti elime. ordayken duyup not ettiğimiz bazı şeyleri okudum, oraya gittim geldim... oysa duyduklarım buraya ilişkindi... garip bu insan ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usulca odasına girdi. Çocuk fazlasıyla yorgundu. Ölmek ve yaşamak aynı anda geçiyordu zihninin bulanmış düşüncelerinden. Kimilerin eskilerin müziği dediği şarkılar çalıyordu kısık sesle. Dinleyip dinlemediğinden emin olmayarak akan göz yaşlarını çalan şarkılara yordu. Anlamlandırmak için türlü çabalara girişiyordu bir yandan yine de. Boş çabalar... bütün çabalar boş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derin bir nefes aldı, tuttu, tuttu, en sonunda nefesiyle beraber sessizce bir isim yükseldi, yüceldi alçak tavanlı odasında. Bir isim... önce ısındı oda, sonra soğudu, sonra çocuk tekrar tekrar zikretti ismi. Yorgundu... bazen hiçbir şey bir isim kadar anlatamaz yorgunluğa sebep olan ağırlığı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk gözlerini yumdu ve derin bir uykunun rüyası oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18.02.05 – 02.20&lt;br /&gt;ankara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mansur&lt;br /&gt;söylenen neden tekrar söylenir&lt;br /&gt;ateş kendini yakarken yakar bizi&lt;br /&gt;yanarak biz olur tekrar yanarız neden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mansur&lt;br /&gt;bu aşk&lt;br /&gt;cevabı olmayan sorular&lt;br /&gt;ve sorusu olmayan cevaplar&lt;br /&gt;bilindiği gibi bilinmez&lt;br /&gt;neden anlamaz insan....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kül olmaz her yanan&lt;br /&gt;savrulmaz&lt;br /&gt;dile gelmez&lt;br /&gt;beni savuran sendin&lt;br /&gt;seni savuran ben&lt;br /&gt;aynı el \ sevgili eli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mansur&lt;br /&gt;bir beden yetmez yanmaya&lt;br /&gt;bu ateşler yetmez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13.03.05&lt;br /&gt;ankara&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116188093269812802?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116188093269812802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116188093269812802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/asker-hatras.html' title='asker hatırası...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116185723467769573</id><published>2006-10-26T13:05:00.000+03:00</published><updated>2006-10-26T13:07:14.700+03:00</updated><title type='text'>şeyh galip dedi</title><content type='html'>aşıkta keder neyler gam halkı cihanındır&lt;br /&gt;koyma kadehi elden söz pir-i muganındır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116185723467769573?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116185723467769573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116185723467769573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/eyh-galip-dedi.html' title='şeyh galip dedi'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116155765244523078</id><published>2006-10-23T01:32:00.000+03:00</published><updated>2006-10-23T01:54:12.483+03:00</updated><title type='text'>bayramlık...</title><content type='html'>ramazan bitti, bayram vaktidir...&lt;br /&gt;bayram etmeden ramazanın hesabını veresim geldi. neler öğrendim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pur ile konuşurken yalnızlığın oruç tutmak gibi olduğunu, iftarı olmazsa anlamsız olacağını, nefse eziyetten başka bir şey olmayacağını öğrendim... nefse eziyet etmemek lazım, paslanır... sağolsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;flh  ile konuşurken leyla'nın ne olduğunu öğrendim. leyla yoldur, hem yolcun, gözlediğin hem gözleyendir, buraktır, hem burağa binen, hem aşık hem maşuktur, havvadır, ondan evvel adem. v.s... sağolsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;faruk ile konuşurken, dostların ayrılığı arasında geçen her anın ayrı ayrı uzun birer zaman dilimi olduğunu öğrendim... sağolsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şair ile konuşurken, bilmenin susmayı gerektirdiğini, konuşanın değil aslolarak susanın bildiğini ve konuşan, anlatan kişinin dinleyende kendini ölçtüğünü öğrendim... sağolsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;leyli ile konuşurken, ne kadar bilmediğimi öğrendim. ne kadar öğrenilecek şey olduğunu gördüm... sağolsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepatit den nezaketi ve inceliği öğrendim. kelimelerin nasıl kullanılacağını.... sağolsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;atabet'ül halayık la konuşurken tevazunun farklı bir şeklini öğrendim.  sağolsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;küçük sevgiliden yanmayı öğrendim. cennetin kapılarının ateşten olduğunu ve bedeni kapıda bırakmadıkça girilmediğini öğrendim. aklın acziyetini, gönlün kudretini gördüm.... sağolsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bir çok arkadaştan bir çok başka şeyler... burada yazamadıklarım için özür diliyorum. insan pek unutkandır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adı geçen ve geçmeyen herkese teşekkür eder, hayırlı bayramlar dilerim....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116155765244523078?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116155765244523078'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116155765244523078'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/bayramlk.html' title='bayramlık...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116143726399161595</id><published>2006-10-21T16:25:00.000+03:00</published><updated>2006-10-21T16:30:49.636+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4824/2183/1600/ay%3F%3Fs%3F%3Fn%20dediler.0.jpg"&gt;&lt;img style="CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4824/2183/320/ay%3F%3Fs%3F%3Fn%20dediler.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116143726399161595?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116143726399161595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116143726399161595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/blog-post_21.html' title=''/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116130577069386561</id><published>2006-10-20T03:55:00.000+03:00</published><updated>2006-10-20T03:56:10.710+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Hayırlar feth ola&lt;br /&gt;Şerler def ola&lt;br /&gt;Yardımcımız Hakk ola&lt;br /&gt;Muhabbetimiz daim ola&lt;br /&gt;Dil bizden, nefes evliyadan ola&lt;br /&gt;Gerçek erenlerin demine hû diyelim&lt;br /&gt;Hû!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116130577069386561?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116130577069386561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116130577069386561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/hayrlar-feth-ola-erler-def-ola.html' title=''/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116112586537711625</id><published>2006-10-18T01:56:00.000+03:00</published><updated>2006-10-18T01:57:45.400+03:00</updated><title type='text'>alıntı - şarkılı ilahi</title><content type='html'>celaleddin şems mislince&lt;br /&gt;yürüsem yol gitsem belhe&lt;br /&gt;kuyuda seslensem yusuf&lt;br /&gt;duysam âhı pazardadur&lt;br /&gt;ah bu ahlar dünya yakar&lt;br /&gt;mecnun değil herkes yanar&lt;br /&gt;gâlib olmaz ben mağluptan&lt;br /&gt;hamd olsun ki bu da Hak’tan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;raynini raynini ni ray nini&lt;br /&gt;raynini raynini ni ray rayni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;celaleddin gelmesem mi&lt;br /&gt;şems yolunda yitmesem mi&lt;br /&gt;soğuk sular kerbela da&lt;br /&gt;ne hoş olur o zaman da&lt;br /&gt;kim bilir kim neler içti&lt;br /&gt;dost elinden bâde yetti&lt;br /&gt;bayezit de ateş yaktı&lt;br /&gt;kimisi de ondan yandı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ray ni ray ray ni ni ni ray&lt;br /&gt;ray ni ray ray nini rayni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;of bu sözler adem olmaz&lt;br /&gt;havva bize elma sunmaz&lt;br /&gt;geçtim iblisten melekten&lt;br /&gt;nefsim beni rahat komaz&lt;br /&gt;aman dostlar bu ne haldir&lt;br /&gt;cehalettim fena yârdır&lt;br /&gt;bir uludan bahis açtım&lt;br /&gt;dilim yandı diyemedim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116112586537711625?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116112586537711625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116112586537711625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/alnt-arkl-ilahi.html' title='alıntı - şarkılı ilahi'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116087590375218219</id><published>2006-10-15T04:27:00.000+03:00</published><updated>2006-10-15T19:10:50.473+03:00</updated><title type='text'>hayal midir rüya mı....</title><content type='html'>Geçen gecelerden birinde meczuba misafir oldum. Oturduk sohbet ettik epeyce bir vakit. Bir çok konu hakkında bir şeyler anlattı, dinledim. Yorulmuştum, sağolsun yatmam için yer hazırladı. Yatağa girdim, meczub başımda bekliyordu. Meczub misafirleri uyuyana kadar genelde başlarında bekler, belki bir istekleri olur, uykulu halleriyle kalkıp yorulmasınlar diye. Gözlerimi zor açık tutuyordum, zihnim yavaştan uyumaya geçmişti sanki. Meczuba nicedir sormak istediğim bir şey vardı, onu sorup sormamam gerektiği fikrini tartıyordum kafamda. Uykulu olunca zihin olması gerekenlerden çok istediklerine meyleder, dayanamayıp sordum. Sen neden yalnız yaşıyorsun ? hiç evlenmeyi düşünmedin mi ? yokmuydu sevdiğin biri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meczup tebessümle yüzüme bakıyordu. Hayırdır sabahın bu saatinde diye cevap verdi. Merak ettiğimi belirttim. Biraz durdu, sağa sola bakındı. Gözleri odanın içinde daha önce buraya ilişkin kurduğu hayalleri arar gibiydi. Bir an nefesi titredi sanki, söze başlayacak gibi oldu ama seside kısık ve titrek çıktı. Sustu bir müddet. Sonra anlatmaya başladı. Zamanında vardı sevdiğimiz.... sevdiğimiz lafından sonra epeyce söyleyeceği kelimeyi aradı zihninde. Cümle yarım kalmıştı. Kız, kadın, insan, biri yada bu nevi hiçbir sözü yakıştıramadı, yeterli bulamadı belli ki. Durdu. Sonra devam etti. Onun da sevdiği biri vardı. Öyle işte deyip kesti. Peki dedim, neden bir başkası olmadı. Aynı anda kaç kişi olsun, biri varsa, biri vardır dedi. Ama olmadı ki, başkası varmış onun için dedim. Onun için başkasının olması benim için oldurmaz ki dedi. Ama işte diye söze başlarken lafımı kesip konuşmaya başladı. İnsanlar bir aradayken bile zamanla birbilerine karşı soğukluk hissedebilir, birbirlerine katlanmak zorunda kalırlar. Bu ancak seviyorlarsa mümkündür. Bir insanın varlığı başka bir insana ancak sevgi olunca katlanır olur. Sevgi varlığı katlanır kılıyorsa, yokluğu da katlanır kılar... ilk olarak bu söylediğini tam algılayamadım, düşündüm biraz. Başka bir şey diyordu, başka bir şey anlatıyordu sanki. Gözlerimi zor açık tutuyordum. O kadar ki açık olduklarından ve uyumadığımdan emin değildim. Meczub konuştukça sorular artıyordu zihnimde, nasıl birini sevdiğini çok merak ettim, nasıl bir güzellik olabilir ki... nasıl biriydi diye sordum, ben kötü bir anlatıcıyım, dilim dönmez ki anlatmaya dedi... ama belki olur dedi ve sustu... uzunca bir sessizlik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimden tuttu meczub, bir kapıdan genişçe bir salona girdik. Çok kalabalık bir salondu. Beni salonun giriş kapısının tam karşısında bir yere götürüp oturttu. İçerde bulunan insanların hiçbirini tanımıyordum ama bir yandan hepsi gayet tanıdık gibiydiler. Meczub beni oturttuktan sonra salonun ortasına gitti. Salonun dört bir tarafına başıyla eğilip selam verdikten sonra konuşmaya başladı. Sevgili dostlar, benden beni aşan bir şey yapmam istendi. Benim dilim sevgiliyi anlatmakta pek yetersizdir. Hakkında söz söylemeyi düşünsem utanıp söyleyemez olurum. Oysa sizlerin her biri kelimeleri eliniz ağayınız gibi kendinize aitmiş gibi kullanma yeteneğine sahipsiniz. Kelimeler sizin onları kullanmanızla anlam ve güzellik bulmuş sanki. Sizden ricamdır, benim söyleyemediğimi söyleyiniz. Benim sevgilide gördüğüme bakıp siz dile getiriniz... sonra kapıya doğru gidip birini çağırdı. Siyah uzun saçlı,ancak çok güzel bir kadının sahip olabileceği güzelliğe ve inceliğe sahip, erkek olsa yusuf denilecek, melek gibi biri girdi içeri. Salonun ortasında yere oturup başını mahcubiyetten önüne eğdi. Salonda ben dahi herkes kendinden geçmiş gibiydi. Meczub gelip yanıma oturdu. Bu kimdir diye sorabilecek kadar gözlerimi ve zihnimi salonun ortasında oturan kişiden alamadım. Zihnimde hakkında söylenebilecek onca söz ve övgü varken hiçbiri dilime geldiğinde anlamlı olmuyordu. Bıraktım zihnimi ve dilimi, öylece baktım sadece...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri öne doğru atıldı heyecanla. Meczub kulağıma eğilerek, bak bu karacaoğlan dedi.&lt;br /&gt;Karacaoğlan başladı söylemeye :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Senin Aşıkların Gülmez Dediler,&lt;br /&gt;Ağlayıp Yaşını Silmez Dediler ,&lt;br /&gt;Seni Biraz Saran Ölmez Dediler,&lt;br /&gt;Gerçek Mi Sevdiğim Sormağa Geldim&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka biri atıldı, bak bu pir sultandır dedi meczub. Oda bişiler söylemeye başladı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Benim Uzun Boylu Serv-i Çınarım&lt;br /&gt;Yüreğime Bir Od Düştü Yanarım&lt;br /&gt;Kıblem Sensin Yüzüm Sana Dönerim&lt;br /&gt;Mihrabımdır Kaşlarının Aresi&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken bir başkası, ruhsati başladı söze...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Benli dilber vasfın nasıl yazayım&lt;br /&gt;Hayalin şulesi güne yol virmez&lt;br /&gt;Kaşların zay eder bütün cihanı&lt;br /&gt;Gözlerin cellâttır kana yol virmez&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;İşte sıdkı baba dedi meczub...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kaşların Bismillah, vechin Beytullah&lt;br /&gt;Seni öz nurundan yaratmış Allah&lt;br /&gt;Sevmişem ben seni terketmem Billah&lt;br /&gt;Aşkın hançeriyle vuralar beni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum, neler söyleniyordu tam olarak duymuyordum. Ara ara meczubun söylediği isimler vardı, kaç isim saydı onu da bilmiyordum. Sesler yükseliyordu her bir yandan...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Benim yarim güzellerin güzeli&lt;br /&gt;Kadir mevlam bu sevdadan kes beni&lt;br /&gt;Götür yarin kapısına as beni&lt;br /&gt;Desinler ki, yari için can vermiş aman...&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Giderek yükseliyordu sesler...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sen huri gılmandan güzelsin güzel... Bir fındığın içini yar senden ayrı yemem...&lt;br /&gt;Bu aşk beni diyar diyar gezdirir... Güzel ne güzel olmuşsun, görülmeyi görülmeyi...&lt;br /&gt;Gül bülbüle aşık mı nedir zarını bekler ... Bugün ben bir güzel gördüm, bakar cennet sarayından... Kabul et kapında beni de kul say, yar yolunda ölür aşık ar etmez...&lt;br /&gt;Mevlam senin cennetin, yarimden güzelmidir... Binbir güzel gördüm ay gız, tek seni sevdim... ya benim muradım ver ya beni öldür allah... gündüz hayalimde hey dost, gece düşümde... şeker mi şelbet mi bal acem gızı... senin için yalvarayım mevlaya, belki seni bana yazar yaradan... nasıl metedeyim sevdiğim seni...&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Sesler giderek daha gür yükseliyordu. Sanki sadece sesler vardı, kimseyi görebilecek gibi değildim, kimseyi görmüyordum sanki. Sanki söyleyen de bendim, dinleyende. Başım dönüyordu, gittikçe hızlanan bir dönme sanki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapıdan bir ses geldi. Herkes birden ağaya kalkıp selama durdu. Salonun ortasında duran kişi yoktu artık. Meczub hızla kapıya doğru gitti. Gelen kişinin elinden tutup odanın ortasına getirdi. Yunus geldi dostlar dedi. Herkes başını eğip tekrar selam verdi. Yunus kızardı, mahcup bir tavırla herkese dönüp selam verdi. Yunus ne ilginç, tevazunun en heybetlisine sahip . Sadelik sultanı . Her hareketinde, nefes almasında dahi ayrı bir inceliğe sahip... yunus söze başladı, geç kaldık, affola... meczub gülümsedi, seni daha az görmüş olmamızın affı mümkünmüdür... yunus gülümseyip başını öne eğdi. Meczup konuşmaya başladı, bu kalabalık sen gelmeden aynaya baktı, sevgiliyi gördü, herkes dilince ve gönlünce anlatmaya çalıştı. Sana ayna tutmak haddimiz değil ki sana her şey ayna olmuş. Rica etsek bir kaç söz de sen etsen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus meczuba baktı,&lt;br /&gt;Ne haddime.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ben yunusu bi çareyim&lt;br /&gt;Aşk elinden divaneyim&lt;br /&gt;Baştan aşağı yareyim&lt;br /&gt;Gel gör beni aşk neyledi&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Eyvallah sesi yükseldi hep bir ağızdan. Eyvallah....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyecanla kalktım, yatakta buldum kendimi. Meczub elinde bir bardak su yanımda dikiliyordu. Sahura az kaldı, iç dedi. Gördüklerimi anlatmak istedim, izin vermedi. Su iç ve dinlen dedi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116087590375218219?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116087590375218219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116087590375218219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/hayal-midir-rya-m.html' title='hayal midir rüya mı....'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116070296988439611</id><published>2006-10-13T04:28:00.000+03:00</published><updated>2006-10-13T04:29:29.903+03:00</updated><title type='text'>gün ola bizden de insan ola... o da nasip...</title><content type='html'>Asafın miktarın bilmez Süleyman olmayan&lt;br /&gt;Bilmez insan kadrini alemde insan olmayan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zülfüne dil vermeyen bilmez gönül ahvalini&lt;br /&gt;Anlamaz hali perişanın hali perişan olmayan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rıskına kani gerdune minnet eylemez&lt;br /&gt;Alemin sultanıdır muhtac-ı sultan olmayan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim ki haktan korkmaz ondan korkar erbab-ı ukul&lt;br /&gt;Her ne isterse yapar haktan harasan olmayan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtiraz eylerse bir nadan Ziya hamuş olur&lt;br /&gt;Çünkü bilmez kadr-ı güftarı suhendan olmayan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116070296988439611?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116070296988439611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116070296988439611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/gn-ola-bizden-de-insan-ola-o-da-nasip.html' title='gün ola bizden de insan ola... o da nasip...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116061311003193797</id><published>2006-10-12T03:26:00.000+03:00</published><updated>2006-10-12T03:31:50.053+03:00</updated><title type='text'>sevgili yazihane ile ortak kültür hizmetleri zincirinin ilk halkası</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf" id="audioplayer1" height="24" width="290"&gt;&lt;param name="movie" value="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf"&gt;&lt;param name="FlashVars" value="playerID=1&amp;amp;bg=0xf8f8f8&amp;leftbg=0xeeeeee&amp;amp;lefticon=0x666666&amp;rightbg=0xcccccc&amp;amp;rightbghover=0x999999&amp;righticon=0x666666&amp;amp;righticonhover=0xffffff&amp;text=0x666666&amp;amp;slider=0x666666&amp;amp;track=0xFFFFFF&amp;border=0x666666&amp;amp;loader=0x9FFFB8&amp;autostart=no&amp;amp;loop=yes&amp;amp;soundFile=http://www.buyaka.org/doc/lao/cigrisir.mp3"&gt;&lt;param name="quality" value="high"&gt;&lt;param name="menu" value="false"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116061311003193797?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116061311003193797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116061311003193797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/sevgili-yazihane-ile-ortak-kltr.html' title='sevgili yazihane ile ortak kültür hizmetleri zincirinin ilk halkası'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116061166063934781</id><published>2006-10-12T02:46:00.000+03:00</published><updated>2006-10-12T03:07:40.686+03:00</updated><title type='text'>kendimi de anlamıyorum, işin kötüsümüdür bu ?</title><content type='html'>bugün annem geldi iftara sağolsun. bu sene ilk defa beraber ettik iftarı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra sakin bir gündü, suratım asıktı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnız kalınca annemle rutin bazı konular açıldı, küçük sevgili gelmeseydi evlendirecekti az kalsın beni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra yalnız kaldım, çay içtim. anlamsızlığın ilginç ve zor çözülür bir anlamı var. her an keşfedilmeyi bekliyor gibi duruyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anne olmakta zor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cura alasım var, fena gaza geldim. rica ettim bi arkadaştan, ekrem ustayla konuşsun diye, bakalım ne zamana konuşur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şüphesiz ki her zorlukla beraber bir kolaylık ta vardır, dönmezdi yoksa dünya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de ses tellerinden ameliyat olup sesimi güzelleştireyim. sonra türkü de söyleyeyim. bi yerden de söylediğimizin anlamını öğrenirsek daha ne olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu gece ki türkümüz de nasip olsa olsun.&lt;br /&gt;senin için yalvarayım mevlaya&lt;br /&gt;belki seni bana yazar yaradan&lt;br /&gt;diyor ya, nasip işte diyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha ne olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116061166063934781?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116061166063934781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116061166063934781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/kendimi-de-anlamyorum-iin-ktsmdr-bu.html' title='kendimi de anlamıyorum, işin kötüsümüdür bu ?'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116052865621291994</id><published>2006-10-11T04:01:00.000+03:00</published><updated>2006-10-11T04:04:16.226+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>güzel zannedip mutlu olacağımı düşündüğüm şeylerden beni alıkoyup yanlış zanlarımdan dolayı o yaşayamadıklarımdan mutsuz olduğum için hamd olsun rabbim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116052865621291994?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116052865621291994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116052865621291994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/gzel-zannedip-mutlu-olacam-dndm.html' title=''/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116043443775828366</id><published>2006-10-10T01:53:00.000+03:00</published><updated>2006-10-10T01:53:57.776+03:00</updated><title type='text'>bilmem şu feleğin bana cevri ne...</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/8bpujklxUrU"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/8bpujklxUrU" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116043443775828366?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116043443775828366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116043443775828366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/bilmem-u-felein-bana-cevri-ne.html' title='bilmem şu feleğin bana cevri ne...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116035671676592033</id><published>2006-10-09T03:45:00.000+03:00</published><updated>2006-10-09T04:36:42.363+03:00</updated><title type='text'>oldumu şimdi yaa...</title><content type='html'>bir keresinde meczubla bir ortamda oturuyorduk. genç ve ateşle biri vardı, büyük adam olmak gerektiğinden, çok okumak, siyasi olarak belli başlı yerlere gelmek, ufak tefek işler yapmamak gerektiğinden bahsediyordu. epeyce bir müddet böyle nutuk verdikten sonra sustu ve çevresini gözlemlemeye başladı. bir ara gözü meczuba takıldı, meczub pek iligili durmuyordu. genç meczubun ilgisizliğini fark edip, sizce de söylediklerimiz doğru değilmi diye sordu. meczub gence dönerek, hangi söyledikleriniz diye sordu. genç bozulur gibi oldu, sonra küçümser bir tavırla, söylediklerini tekrarladı. meczub bunları kim için, ne amaçla yapılacağını sordu. genç vatandan milletten bahsetti. tabi öncelikle amacın allah rızası olduğunu da belirtti. meczub gülümsedi, maşallah dedi. genç söylenenden tatmin olmayarak, beğenemediniz galiba dedi.  meczub biraz suskun kaldıktan sonra, baban ne iş yapar diye sordu. genç bir an durakladı, soruyu konuyla ilgilendiremedi. bir müddet sonra, babam bir devlet dairesinde müdür dedi. maşallah dedi meczub ve devam etti,  babanı severmisin diye sordu. tabi ki dedi çocuk. peki baban müdür olmasaydı da, ayakkabı boyacısı, yada çöpcü olsaydı daha mı az severdin diye sordu. çocuk yine bir duraksama yaşayıp yarı şaşkın olarak tabi ki hayır, yine aynı şekilde severdim dedi. meczub gülümsedi yine, sonra sustu. çevredeki insanlar anlamsız bir şekilde bakıyorlardı meczuba ve gence. genç dayanamayıp bütün bu konuşulanların deminki konu ile ne ilgisi olduğunu sordu. meczub derin bir nefes aldı. gence bakmadan, gözleri yerde ve dalgın bir şekilde konuşmaya başladı. allah senden çok sever, senden merhametlidir. sen bile babanı mesleğine bakmadan seviyorsan, o kulunu mesleğine makamına bakmadan hayli hayli daha çok sever. senin için müdürlük ve çöpcülük arasında fark yoksa sevdiğinde, onun için hiç yoktur. aslolan demek ki yapılan iş değildir, başka bir şeydir. baban için baba olmak, insan için insan olmak, kul olmak... ama ben anlamam tabi bunlardan, sen okumuş adamsın, sözün sözümüzün üstündedir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;genç sustu. herkes sustu. ben sustum....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116035671676592033?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116035671676592033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116035671676592033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/oldumu-imdi-yaa.html' title='oldumu şimdi yaa...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116026193790728223</id><published>2006-10-08T01:44:00.000+03:00</published><updated>2006-10-08T01:58:57.933+03:00</updated><title type='text'>gittim ki yar uyumuş, uyardım öpe öpeeee yaylalar...</title><content type='html'>işten eve dönerken bi arkadaş vardı, bize yakın oturuyor, onu da eve bıraktım. ondan sonra arabaya azrail bindi. beraber devam ettik yolun devamını... kısa da olsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sordum azraile, ben kaç kere öleceğim diye. gülümsedi, bi süzdü beni. ben bir kere alırım canını dedi. peki dedim, ben kaç kere ölürüm. biraz düşündükten sonra söze başladı : adem'den sana kadar kaç insan geldi say, dedi. tamam dedim. senden de ademe kadar kaç insan daha gelecek, onları da say dedi. tamam dedim. o kadar defa ölebilirsin, ama ben birini bilirim, ondan ötesini bilemem dedi. eyvallah dedim... sonra bi soru daha sordum, peki neden ölmek ? canlanmak, yaşamak için dedi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bide bu gece fena halde "bu tepe karlı tepe" türküsünü dinleyesim var... onu arim şimdi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116026193790728223?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116026193790728223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116026193790728223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/gittim-ki-yar-uyumu-uyardm-pe-peeee.html' title='gittim ki yar uyumuş, uyardım öpe öpeeee yaylalar...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116018016971783210</id><published>2006-10-07T03:05:00.000+03:00</published><updated>2006-10-07T03:16:09.766+03:00</updated><title type='text'>back to dashboard</title><content type='html'>kimsenin olmaması garip bir şey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimsen olmaman garip bir şey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmamak nasıl bir şey olsa gerek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen bundan çok korkuyorum, bazen az, hiç korkmadığım da oluyor. ya kimse yoksa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;platon demişti bir keresinde, "gerçekte yoksan herşey kocaman bir yalan. lütfen ol"...&lt;br /&gt;o zaman bu zaman muhtelif defalar platona şunu dedim : " abi, ipin kuşağın olsun yeter"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki anlamlı bir söz tabi, ikincisi şudur, ip olsun kuşak olsun bağlayabileceğin yüksek yer olsun yeter... tabi ilki tercih sebebidir... çünkü fizik bize demiştir ki, hareket eden nesne özünde harekete devam etmek ister. durmaya tepkilidir... buna karşın metafizik de demiştir ki, ne nesnesi, ne hareketi... seviyorum metafiziği... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi, kimse yoksa, -ki allah kimseyi yoklukla terbiye etmesin-, bu ritim bilmez ramazan davulcusunun zihin fantazyamda nasıl bir anlamı vardır... oy davulcu davula...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dövsen hemen gelenek düşmanı ilan ederler... ah insanlar, şüphesiz ki pek sınıflandırıcılar... sınıf sınıf...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116018016971783210?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116018016971783210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116018016971783210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/back-to-dashboard.html' title='back to dashboard'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116009701350045161</id><published>2006-10-06T03:53:00.000+03:00</published><updated>2006-10-06T04:10:13.526+03:00</updated><title type='text'>zıp zıp</title><content type='html'>bu gece,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aklım suya düştü, sulandı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gördüm ki, zaman benden çabuk geçiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gönlüm şahlandı aklım sulanınca. pek fırsatçı bir gönlüm var, yazık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşlı adam demişti, yada türküde geçiyordu, türküler yaşlı amcalar gibi gelir bana biraz da, göz yaşını silen yoksa, ağlama... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlamamaktan yana pek şikayetçi bir insanım rabbim. şikayet etmek yakışmıyor insana... anlasam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sırtım ağrıyor. sırt ağrısının muhtelif sebeplerinden biri de hareketsizlik... dünyanın dönmesiyle hareket edişimiz de yetmiyor demek ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;asalaklık var insanda biraz da. sen ye, bende doyayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünya çok yaşlandı, çook...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanlış yol yoktur, yolda yanlış yürümek vardır ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o halde rabbimizin hangi nimetlerini inkar ediyoruz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bulduğumuz her nimeti neredeyse. yada özel ilgi duymadıklarımızı. kendi adıma pek inkarcı bi insan olduğumu düşünüyorum. raynini raynini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bide...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116009701350045161?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116009701350045161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116009701350045161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/zp-zp.html' title='zıp zıp'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-116009000944901049</id><published>2006-10-06T02:13:00.000+03:00</published><updated>2006-10-06T02:13:29.450+03:00</updated><title type='text'>uykusu çok gözlerim uyan...</title><content type='html'>meczup geldi iftara. yanında bahsi geçen çocuğu da alıp gelmiş. çocuk olduğu yerden pek ayrılmıyor ama meczup gel deyince karşı çıkamamış. kurdum sofrayı, ezanın okunmasını bekledik. ezandan önce pek konuşmak adeti değildir meczubun. çocuk zaten pek konuşmuyor. neyse, okundu ezan. mezcup gülümseyerek döndü bana, kabul olsun dedi ve bir yudum su içti. çocuk da içinden bişiler söyleyerek mahcup bir tavırla eline hurma alıp, yarısını yedi. sonra bir bardak suyun yarısını içti. devamını getirmedi ne suyun ne hurmanın. biz meczupla bir yandan sohbet edip, bir yanda masada bulunan yiyeceklerden yedik. çocğun başka bir şey yemediğini görünce, neden yemediğini sordum. o da cevaben, yetenden fazlasını yemenin hoş olmayacağını belirtip yediğinin kafi geldiğini belirtti. hurmayı bitirseydin bari dedim. kendi hakkımı yedim dedi. diğer yarısı kimindir diye sordum. kızardı. belki yemez ama, biz mahcup olmayalım, eldekini seninle paylaşmadık demeyelim sevgilimize dedi. bu su ve hurma onun hakkıdır dedi. bir çok hurma var dedim, onlardan götürsen olmaz mı diye sordum. bir çok hurma var, ama bana gelen buydu, bana gelen ve gelmeyeni paylaşmak aynı değildir ki dedi... sustum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra meczuba baktı mahcup bi tavırla. meczup da gülümseyerek, müsade senin, geldiğin için teşekkür ederim dedi. çocuk gülümseyerek kalktı ve gitmeye niyetlendi. durdurdum, daha çay içmedin ki dedim. teşekkür etti ama içmeyeceğini, çayın keyfe kaçacağını ve keyfin kendisini uyuşturacağını belirtti. tekrar teşekkür edip gitti. birer çay koyup oturdum meczubun yanına. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne olacak bu çocuğun hali diye sordum. nesi var diye sordu meczup. fena bunun durumu dedim, iyi olsa keşke. meczup gülümseyip, iyilik isteyene iyilik verilir, zenginlik isteyene zenginlik, dert isteyene dert, şifa isteyene şifa, v.s. v.s. ... sence o ne istiyor ? bilmiyorum dedim... ikincisi olmayan biri istiyor. bu istek, saydıklarımdan ve sayacaklarından ve sayılabileceklerden farklı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlamsız bi şekilde baktım yüzüne. gülümsedi, ne olacak bu kabalığın bilmiyorum dedi. utandım. yine gülümseyerek, bunu bu şekilde söyleyen senden ince değildir, boş ver dedi. sonra çay istedi, biz çay içelim, dalalım dalgınlığımıza deyip bir ilahi mırıldanmaya başladı...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;uyan ey gözlerim gafletten uyan...&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-116009000944901049?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116009000944901049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/116009000944901049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/uykusu-ok-gzlerim-uyan_06.html' title='uykusu çok gözlerim uyan...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115988929472954897</id><published>2006-10-03T18:27:00.000+03:00</published><updated>2006-10-03T18:41:08.770+03:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf" id="audioplayer1" height="24" width="290"&gt;&lt;param name="movie" value="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf"&gt;&lt;param name="FlashVars" value="playerID=1&amp;amp;bg=0xf8f8f8&amp;leftbg=0xeeeeee&amp;amp;lefticon=0x666666&amp;rightbg=0xcccccc&amp;amp;rightbghover=0x999999&amp;righticon=0x666666&amp;amp;righticonhover=0xffffff&amp;text=0x666666&amp;amp;slider=0x666666&amp;amp;track=0xFFFFFF&amp;border=0x666666&amp;amp;loader=0x9FFFB8&amp;autostart=no&amp;amp;loop=yes&amp;amp;soundFile=http://www.buyaka.org/doc/lao/Merhaba.mp3"&gt;&lt;param name="quality" value="high"&gt;&lt;param name="menu" value="false"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115988929472954897?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115988929472954897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115988929472954897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/blog-post.html' title='...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115966098905632408</id><published>2006-10-01T03:02:00.000+03:00</published><updated>2006-10-01T03:03:09.073+03:00</updated><title type='text'>al ıntı</title><content type='html'>bu gece saldım meleklerimi&lt;br /&gt;ve şeytanlarımı dövüşe&lt;br /&gt;izledim her iyiliği&lt;br /&gt;ve doğurduğum kötülüğü.&lt;br /&gt;birinin artmasıyla arttı diğeri&lt;br /&gt;biri gitmeden, gitmedi beriki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baktım üstünden&lt;br /&gt;kendimi gördüm kendimi hepsinde&lt;br /&gt;kendimi kendimde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu gece savaştı ilmim&lt;br /&gt;cehaletimle kanlı&lt;br /&gt;çekti ilmimden biri kılıcı&lt;br /&gt;kesti bir cehaletimi&lt;br /&gt;çelme taktı cehaletimden biri&lt;br /&gt;düşürdü ilmimden birini.&lt;br /&gt;düştüm kalktım&lt;br /&gt;öldüm canlandım&lt;br /&gt;- idim - udum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baktım üstünden&lt;br /&gt;başta ben vardım&lt;br /&gt;sonda yine ben.&lt;br /&gt;kendimi gördüm&lt;br /&gt;kendimi kendimde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu gece tanıştım kendimle&lt;br /&gt;insan oldum hayvan oldum&lt;br /&gt;bitki idim döndüm durdum&lt;br /&gt;bu gece aşık oldum&lt;br /&gt;aşık olup kendim buldum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115966098905632408?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115966098905632408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115966098905632408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/10/al-nt.html' title='al ıntı'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115938283957351048</id><published>2006-09-27T21:05:00.000+03:00</published><updated>2006-09-28T00:58:51.206+03:00</updated><title type='text'>o'ndan güzel boyası olan kim...</title><content type='html'>platon geldi iftara. hurma ve manzara varmış dedi. gülümsedim. hurma ve manzara ikram ettim. çay da aldık, içtik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beklemiyordum platonu. gelme niyeti yokmuş zaten, ramazanlarda pek çıkmaz evden. mümkün olduğunca uyumaz, yemez, içmez, sohbet etmez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;meczub gönderdi beni, dedi. hayırdır diye sordum... bilmiyorum, sen cevabını biliyormuşsun diye cevap verdi... bişi diyemedim, öylece sessiz kaldık bir müddet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerinde gördüğümü sende görüyorsun değil mi diye sordu. gülümsedim. gariptir ki insan herkesin gözündekini görsede kendi gözündekini göremiyor dedim. gözlerinde gördüğümü sende görüyorsun değilmi diye sordu tekar... görmesem olmaz mı diye sordum ??. istersen görme dedi, ama bizim işimiz görenlerle, senin de işin görmekle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir müddet sustuk yine. sonra ayağı kalktı, gülümseyip izin istedi. tam kapıdan çıkarken, görmemek elinde değil biliyorsun, inkarcı olma deyip gitti...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115938283957351048?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115938283957351048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115938283957351048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/09/ondan-gzel-boyas-olan-kim.html' title='o&apos;ndan güzel boyası olan kim...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115921280489520246</id><published>2006-09-25T22:32:00.000+03:00</published><updated>2006-09-25T23:23:05.986+03:00</updated><title type='text'>bugün ki iftar menüsü</title><content type='html'>bir dost,&lt;br /&gt;muhabbet&lt;br /&gt;sigara&lt;br /&gt;boğaz manzarası&lt;br /&gt;hurma&lt;br /&gt;tost ve çay...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bide&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf" id="audioplayer1" height="24" width="290"&gt;&lt;param name="movie" value="http://alisari.zaxaz.com/wp-content/plugins/audio-player/player.swf"&gt;&lt;param name="FlashVars" value="playerID=1&amp;amp;bg=0xf8f8f8&amp;leftbg=0xeeeeee&amp;amp;lefticon=0x666666&amp;rightbg=0xcccccc&amp;amp;rightbghover=0x999999&amp;righticon=0x666666&amp;amp;righticonhover=0xffffff&amp;text=0x666666&amp;amp;slider=0x666666&amp;amp;track=0xFFFFFF&amp;border=0x666666&amp;amp;loader=0x9FFFB8&amp;autostart=no&amp;amp;loop=yes&amp;amp;soundFile=http://www.buyaka.org/doc/lao/fadime.mp3"&gt;&lt;param name="quality" value="high"&gt;&lt;param name="menu" value="false"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamd olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115921280489520246?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115921280489520246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115921280489520246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/09/bugn-ki-iftar-mens.html' title='bugün ki iftar menüsü'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115900282701654987</id><published>2006-09-23T12:11:00.000+03:00</published><updated>2006-09-23T12:13:47.033+03:00</updated><title type='text'>"arpa orağa geldik" de "kalkın selama durun" kısmı...</title><content type='html'>Zor attım kendimi meczubun evine. Nefes nefese... gözlerim kızarıktı, birden içeriye öylece dalınca şaşırdı. Hayırdır diye sordu... cevap verecek gibi oldum, kelimeler boğazıma takılıp kaldı. Birden tutamadım kendimi, ağlamaya başladım... seslice... uzun uzun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimden geçmişim. Kendime geldiğimde yatakta ölü gibi hareketsiz uzanır buldum kendimi. Yanı başımda dikilmiş izliyor gibiydim . Sonra kendimden baktım çevreme. Meczup başımda bekliyordu. Hafif bir tebessümle gezdiriyordu bakışlarını yüzümün her noktasında. Her noktası keşfe değer gibiymiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Dâr-ı dünya deli gönlüm gibi viran olsa&lt;br /&gt;Ne cihan olsa ne can olsa ne hicran olsa&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Deyip sustu. Bakışları daha da keskinleşip, daha da derinlere bakar gibi oldu. Bana bakarken gördüğü ben değildim sanki, yada bakışında ben göremiyordum kendimi. Konuşasım vardı, bir çok şey hissediyordum, dile getirip kurtulmak istiyordum sanki. Bir çok şey benden bağımsız olarak aklımdayken, kontrol edip dile getiremiyordum. Viran olmak geçiyordu demin söylediği sözlerde. Öylemiydim bilmiyorum. Ben kendimi bilemedikçe meczuba sorasım geliyordu. Biliyormusun ne haldeyim diye sorasım vardı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam bir şeyler söylecek gibi olmuşken yine söze başladı :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bir dil-rubâya düştü gönül mübtelâsı çok&lt;br /&gt;Aşkın safâsı yok değil ammâ cefâsı çok&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Evet, safâ. Yada cefâ. Bunları mı düşünmem gerekiyordu. Aslında sanki bu değilmiydi aklımdan geçen. Elimi yüzüme götürdüm, incelemek istedim. Meczub ne görüyordu ki acaba. Kırışıkları hissettim. Sonra ıslaklık. Epeyce ağlamışım, hala da gözlerimden yaş geliyormuş. Yaş geliyor ve hissetmiyorum, ne garip. İnsanın her şeye alışması gibi köreltici bir yanı var. Ve insanı kurtaran her şeye alışması gibi bir özelliği var. Zihnim sigara dumanı gibi dağılıyor odanın her yerine. Duman görünmez oldukça, kokusu artıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toparlamam lazım sözlerimi. Rabbim düştüm, kalkmama izin ver. Rabbim sustum, sözlerime izin ver. Derince bir nefes aldım. Toparlanıyorum sanki. Düşünceleri gerekli ve gereksiz diye ayırdım hemen zihnimde. Gerekli olarak kalan son düşünceyi şimdi dile getirebilirim herhalde. Ne çok gereksizlik varmış aklımda. Ne çok zaman varmış, onları da gerekli çıkartabilecek. ‘Ben aslında diyecektim ki’ diye söze başlarken meczub hiç duymamış gibi araya girdi, ve devam etti sözüne...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kâşkî sevdiğimi sevse bütün halk-ı cihân&lt;br /&gt;Sözümüz cümle hemân kıssa-i cânan olsa&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Devam edemedim. Şimdi tekrar hissetmeye başladım yüzümdeki yaşları. Kırışıklıklar anlamlı hale geldi. Meczubun gördüğünü gördüm. Ben değilmişim, ben demek isteyeceğimmiş....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115900282701654987?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115900282701654987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115900282701654987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/09/arpa-oraa-geldik-de-kalkn-selama-durun.html' title='&quot;arpa orağa geldik&quot; de &quot;kalkın selama durun&quot; kısmı...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115861535237572703</id><published>2006-09-19T00:34:00.000+03:00</published><updated>2006-09-19T00:35:52.396+03:00</updated><title type='text'>yüzün gördüm dedim elhamdülillah... dııııı dıdı dııı dı dım dııı</title><content type='html'>Durmazsan düşmezsin dedi platon. Nasıl yani diye sordum. Düşmek de bir nevi durmaktır dedi. Ama düşmek elimizde değil ki dedim. Ama durmak elimizde dedi. Anlamadım. Güldü, durmazsan düşmezsin dedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün sağolsun arkadaşlar geldi yine. Sonra akşama doğru başka arkadaşlar. İlk yazılardan bir tanesinde bahsettiğim, amerika ya giden arkadaş döndü. Hoş geldi, sefa getirdi. Oturduk bir müddet, boğazı izledik, sohbet ettik. Sonra dedik ki, uzun zaman oldu, bir nargile çekelim, kapattık dükkanı nargileye gittik. Orada başka masalardan epeyce bir bakış vardı üzerimde, rahatsız oldum derken arkamda bir bardak kırıldı, küçük sayılmayacak bir parçası gelip arkadan kafama çarptı. İnsanlar önce ne olduğunu anlamadı, sonrasında elimde kanlı bir mendil. Gülümsüyorum... ciddi bir yara değildi, yada olup olmadığını bilmiyorum. Ama sancı yok, bakışları da üstümüzden atmış olduk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sular kesikti sabah, suların kesik olması ne kadar saçma bir şey. Uzun zamandır da olmuyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi dükkandayım, sıkıldım biraz. Müzik dinliyorum, camları sildim, çok temiz olmadı galiba. Hava bulutlu, ıslanacağız galiba. Sonra film izledim, ama atlaya atlaya. Tam izleyecek halim yok hiçbir filmi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir düş idi gördüm. Saz çalıyor, türkü sesi geliyor. Bir odaya girdim, mevzup ve platon var, onların yanında da biri var, pek parlak. Yaklaşınca fark ettim, aciz saz çalıyor. Bir an hayrete düştüm, aciz ölmüştü dedim. Heyecanla aralarına katıldım, acizin türküyü bitirmesini bekledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönlümde gizli yaramı kimse bilmiyor&lt;br /&gt;Hiç bir tabip bu yareme melhem olmuyor&lt;br /&gt;Boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor&lt;br /&gt;Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkü bitince atıldım öne. Sıkıca sarıldım acize, gözlerim dolmuştu. Bir müddet sonra toparlanıp yüzüne baktım. Nasılsın diye sordum. İyim dedi, pek güzel bir yerdeyim. Ölmüştün, seni görünce şaşırdım dedim. Gülümsedi, uyandım dedi, ara ara uyanda görüşelim dedi. Bana artık uyumak pek güç geliyor. Bir şey diyemedim. Öylece yüzüne baktım. Bir müddet sonra meczup bir şeyler söylemeye başladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyur  idik  uyardılar&lt;br /&gt;Diriye  saydılar  bizi&lt;br /&gt;Koyun  olduk  ses  anladık&lt;br /&gt;Sürüye  saydılar  bizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürülüp  kasab'a  gittik&lt;br /&gt;Kanarayı  mekân  tuttuk&lt;br /&gt;Seri Hakk’a teslim ettik&lt;br /&gt;Ölüye  saydılar  bizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hâlimizi  hâl  eyledik&lt;br /&gt;Yolumuzu  yol  eyledik&lt;br /&gt;Her  çiçekten bal  eyledik&lt;br /&gt;Arıya  saydılar  bizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Âşk  defterine  yazıldık&lt;br /&gt;Pîr  divanına  dizildik&lt;br /&gt;Bal  olduk şerbet  ezildik&lt;br /&gt;Doluya  saydılar  bizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pîr  Sultan  Abdal'ım şun da&lt;br /&gt;Çok  keramet  var  insan da&lt;br /&gt;O  cihanda  bu  cihan da&lt;br /&gt;Aliye  saydılar  bizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında bir âh çekti, önce hepsi birden yok oldular, oda da yalnız kaldım, sonra oda da yok oldu... kendime geldim ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur yağacak galiba...o da nasip...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115861535237572703?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115861535237572703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115861535237572703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/09/yzn-grdm-dedim-elhamdlillah-d-dd-d-d.html' title='yüzün gördüm dedim elhamdülillah... dııııı dıdı dııı dı dım dııı'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115826951077466203</id><published>2006-09-15T00:22:00.000+03:00</published><updated>2006-09-15T00:32:37.376+03:00</updated><title type='text'>seni kim görse derununda muhabbet uyanır aman gazeli</title><content type='html'>yorgunluk giderek artıyor... azalması beklenirdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün işe başladım. pek gelen giden olmadı, sağolsun bazı arkadaşlar geldi, uzun uzun oturduk sohbet ettik... boğaz güzeldi bugün yine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine her yerde görmeye başladım. düzelmezse artık tedavi olmalı... diyorum ama işte o da yalan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra meczub ve platon geldi sabah. sohbet ettik. halim olsaydı anlatırdım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şunu söylim sadece, o çocuktan meczuba bahsetmiştim. o da gitmiş bi görmeye. gittiğinde çocuğun başında bi adam varmış, kızıyormuş çocuğa birinin adını zikrediyor diye. çocuk bir şey söylememiş. adam bir müddet hakaret edip gitmiş. sonra meczub çocuğun yanına gitmiş ve sormuş, neden cevap vermedin diye. çocukda cevaben, " ne deseydim ki, ademe secde etmeyen gibi olma mı ?, insanlar görüntülerin esiridir, ne yazık"... meczub gülümseyip alnından öpmüş çocuğu... sonra ayrılmış yanından tekrar görüşmek üzere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi yatasım var, ama daha havaalanına gideceğim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115826951077466203?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115826951077466203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115826951077466203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/09/seni-kim-grse-derununda-muhabbet-uyanr.html' title='seni kim görse derununda muhabbet uyanır aman gazeli'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115792224942917564</id><published>2006-09-10T23:53:00.000+03:00</published><updated>2006-09-11T00:04:09.456+03:00</updated><title type='text'>yorgunum...</title><content type='html'>çok yorgunum... her yanım ağırıyor... durursam hasta olabilirmişim, istesem de duramıyorum... allah koruyor hamd olsun, ben bile şaşıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ablam evlendi. işte buda bana garip geliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düğün çok yorucu bir şey. koştur dur. yinede insanlar memnun olmuyor... neyse, çok yorulduk ama bir kaç tur horon teptim, ablamın yanında. ilk defa teptim, güzelmiş, meğersem fena da değilmişim horon hususunda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra gece nargile içtim de kendime geldim biraz, yada iyice kendimden geçtim. ağrılar kesildi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ertesi gün nikah geyiği. yine koştur. bide nikah sonunda annem fenalaştı. hurraa bide onun peşinden koş. bi yandan gelin uğurla, onun peşinden koş. bi yandan insanları eve taşı, eve gelenleri ağırla, onu yap bunu yap... bi ara insanlar beni sakinleştirmeye çalışıyordu. oysa ben gergin olduğumun farkındaydım ve insanların da gerilmesi gerektiğini, aksi takdirde bu anlamsız koşuşturmacanın bitmeyeceğinin farkındaydım... neyse, sabah 5 te yatabildim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hala yorgunum... ve farkında değilim olanın bitenin, yazdıklarımın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dua edin, dinlenmek nasip olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115792224942917564?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115792224942917564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115792224942917564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/09/yorgunum.html' title='yorgunum...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115758180811834714</id><published>2006-09-07T01:19:00.000+03:00</published><updated>2006-09-07T01:48:20.243+03:00</updated><title type='text'>vakti gelmeyince bülbül ötermi...</title><content type='html'>güzel ve yoğun bir gün geçti. ailem geldi ziyaretime, sonra arkadaşlar. oturduk az da olsa sohbet ettik. sonra manzara izledik, boğazı... boğaz bütün bu şehrin cansızlığında hala canlılığını koruması hasebiyle çok önemli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra gecenin şu vakti neler söyler adını bilmediğim bir hatun. uzun hava ilginç bir şey... &lt;a href="http://www.hemenpaylas.com/download/1512823/artist_-_baba_bugun_daglar_yesil_boyandi.rar.html"&gt;kalıba sokulmamış acının dillenişi...&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Baba bugün dağlar yeşile boyandı&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kim yandı kim uyandı&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Gözlerim ağam kalbime ateş düştü&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;İçimde yar da yandı &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;gözlerim ağam Su serptim ataş sönsün&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Serptiğim suda yandı&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Aman aman aman aman elinden &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Digel otur o güzel boyuna ben de ölem&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Baba bugün dağlar başı dolu kar&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Benzim sarı ufkum dar&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Gözlerim ağam her gelen benzim sorar&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bilmez kalbimde ne var&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Gözlerim ağam her gelen benzim sorar&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bilmez kalbimde ne var&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Aman aman aman aman elinden&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Digel otur o güzel boyuna ben de ölem&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi ne gereği vardı bilmiyorum. takıldım, kaçtır dinliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her gelen ne sorar, niye sorar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115758180811834714?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115758180811834714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115758180811834714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/09/vakti-gelmeyince-blbl-termi.html' title='vakti gelmeyince bülbül ötermi...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115732116990926548</id><published>2006-09-04T00:40:00.000+03:00</published><updated>2006-09-04T01:06:09.963+03:00</updated><title type='text'>güneşi görmek...</title><content type='html'>geçenlerde ıslanınca daha fazla ıslanılamayacağını düşünmüştüm. sonra geçen akşam yağmur yağdı, çok daha fazla ıslanılabileceğini öğretti rabbim, hamd olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün düğün vardı. düğüne gittim. güzeldi bazı şeyler, nicedir görmediğim arkadaşları gördüm, göz oldum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yemekli, müzikli, gidişli dönüşlü düğün yapıldı sonra motorla. boğazı dolandık. havada güzeldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ey melek suretli dilber, can feda dır yoluna... diyor erkan amca. erkan amcayla ilk karşılaşmamızda, ve sonraki karşılaşmalarımızda hep donup kalmıştım. keşke düğümlenmeseydi kelimeler de iki laf edebilseydim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düğün dönüşü yönetmenle küçük sevgiliye gittik, görüştük. insan sevdiğinin sevdiğini de sever dedi yönetmen, ilkin hayır dedim, sonra düşündüm, öyle olduğunu gördüm kendimde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimi kabul etme sorunum var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçen gördüğüm çocuğu görme ümidiyle bulunduğu sokağın başına gittim. ordaydı çok şükür, aynı vaziyette oturmuş yine bir şeyler söylüyordu... sonuna denk geldim sözlerin... anlamadım tam olarak ama kendisini onun yanında görmüş ve yakıştıramamış, utanıyordu. yusuf olsa yanında yakışmaz sönük kalır diyordu... yanına çöküp selam verdim. başını kaldırmadan selamı aldı. görmesen dedim. perde bir kere kalktıysa göz görmeden yapamaz dedi... nasıl yani diye sordum. görmek gözün elinde değil ki dedi.... gösteren var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalktım gittim. meczuba uğradım. dedim ki, bugün hayatımın en güzel anlarından birini yaşadım, ama gözlerim ağlamaklı... güzel dedi. tatmin olmadığımı görünce ne istediğimi sordu. bilmiyorum dedim. bildiğinden kaçma diye üstüme geldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdide zülfü kaküllerin çalıyor&lt;br /&gt;şahı gülistandan güzelsin güzel diyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birde demin düşünürken şöyle bir şey söylendi, insanlar senden ümidini kestiğinde kendi adına umut beslemeye başla... eyvallah...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115732116990926548?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115732116990926548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115732116990926548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/09/gnei-grmek.html' title='güneşi görmek...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115706181576720467</id><published>2006-09-01T00:45:00.000+03:00</published><updated>2006-09-01T01:03:36.143+03:00</updated><title type='text'>yağmur atlısı</title><content type='html'>yağmur yağdı yine. bu sefer yoldaydım, motor üstünde. insan bi noktadan sonra daha çok ıslanamıyor... yağmur damlaları çarptığı gibi düşüyor insanın üstünden...&lt;br /&gt;yani, insanın belli bir kapasitesi var, rahmet sınırsız olsa da maalesef bir noktadan sonra köreliyor ve rahmeti görmez oluyor. rahmet zayi olmaz şüphesiz, ama gaflete düşen insanın gafletliği...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;urfanın etrafı dumanlı dağlar çalıyor. gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar diyor. bide derdime derman bulunmaz diyor. ahh ceylan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra üşüdüm tabi baya. nicedir sıcaktı, sıcağı gördük, şimde de soğuğu gördük tekrar. öyle ıslak ıslak kaldık... gelen giden arkadaşlar oldu. sohbet ettik, çay demledim, çay içtik. boğazı izledik bir zaman... dalgalar vardı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;henüz hasta olmadım, bakalım olmayız inşallah. hasta olmakta güzel, yatarsın dinlenirsin. tabi insanlara zahmet vermek hoş olmaz....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hem sonra dolanmayalım, bir melhem verip yarama sür demedin diye. şimdi de o çalıyor, hastalıktan bahsedince...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;müziğinde kutsal bir tarafı var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;platonla görüştük telefonda. ağlamaktan pek konuşamadı gerçi. gerçi anlatmak için konuşmasına gerek yoktu, ağlamak yeterince çok şey anlatır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çarşambayı sel aldıya geldi şimdi. o da ilginçtir, demin listede bu türküyü görünce ve sözlerini akıldan geçirince daha önce kurmadığım bir bağlantı kurdum. çarşambayı sel alıyor, büyük bir olay, önemli bir olay, bir çok insan zarar görüyor, diğer yandan bir insanı el alıyor. 10 kaplan gücü vardı bir ara, komple çarşambanın acısı olmuş burda da... allah canımı alsın diyor o yarin kollarında. amin dedim, sonra merak ettim, acaba nerde ölmüştür bunu söyleyen, duası kabul olmuşmudur ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve listemizinin kapanış türküsü, kar mı yağmış yüce dağlar başına... merhamet eylemediğinden bahsediyor gözlerinin yaşına. olur, anlamıyorum bazen ağlayanları, e napsın yani... sonra bide listede bu türküyü görünce aklıma başka bi türkü geldi. karmı yağmış şu harputun başına, kurban olam gözlerine kaşına mı öyle bişiydi. neler demiş bu insan yaşadığı süre içinde. allahım, neler neler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;liste bitti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115706181576720467?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115706181576720467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115706181576720467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/09/yamur-atls.html' title='yağmur atlısı'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115697726729503123</id><published>2006-08-31T01:22:00.000+03:00</published><updated>2006-08-31T01:34:27.356+03:00</updated><title type='text'>bugün ne gördük...</title><content type='html'>sildim az önce yazdıklarımı. ibrahim ve ismail efendimizden bahsetmiştim...&lt;br /&gt;putlar kırılır, sevmez onlar çünkü. sevenin sevdiği şeyde de sevgi yoksa, taş gibi, tahta gibi anlamsız bir şeydir, bir nevi aşılması gereken perde, yada kırılması gereken puttur. ama sevenin sevdiği şeyde de sevgi varsa, ismail efendimiz gibi olur, bıçak kesmez olur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yada böyle bir şeydi aklımdan geçen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 sene aynı heyecan, 2. vadi... kuşların kanatları rüzgarda ne güzel olur, yol alıyorsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diyorum ki farklı şeyler yazsam...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115697726729503123?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115697726729503123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115697726729503123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/bugn-ne-grdk.html' title='bugün ne gördük...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115680526433470186</id><published>2006-08-29T01:36:00.000+03:00</published><updated>2006-08-29T01:47:44.360+03:00</updated><title type='text'>yağar yağmur her yerler ıslanır</title><content type='html'>çınaraltında otururken şiddetli bir yağmur başladı. epeyce keyiflendim, yağmuru izleyip çay içtim, bu arada ıslandım...&lt;br /&gt;sonra acaba motor kayıyormu diye denedik arkadaşla. kayıyormuş, çok keyifli...&lt;br /&gt;üşüdüm yalnız, soğudu birden havalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üsküdara giderken, acıbadem köprüsüne gelmeden önceki köprünün altından geçerken bir türkü mırıldanıyordum. sonra eski bir olay aklıma geldi. 93 yada 94 senesiydi galiba. ailecek bi yere giderken, tam o noktada o türkü çalıyordu. arka ortada oturuyordum, gözlerim dolmuştu ve ağlamamak için zorluyordum kendimi... birden yine gözlerim doldu, o günü hatırlamak da mutlu etti beni...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;dam üstüne çul serer leyli de yar...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;bilmem yar kimi sever...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;ki asıl olay şuradadır&lt;em&gt; :&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;küçükten yar seveni&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;cennete gönderseler...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;e inşallah...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115680526433470186?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115680526433470186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115680526433470186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/yaar-yamur-her-yerler-slanr.html' title='yağar yağmur her yerler ıslanır'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115671661681432478</id><published>2006-08-28T00:54:00.000+03:00</published><updated>2006-08-28T01:10:16.833+03:00</updated><title type='text'>sabah - akşam</title><content type='html'>bazen insanın ahlaksızlara karşı yapabileceği hiçbir şey olmuyor... rabbim, koru bizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şiddet kullarak sorun çözme yöntemi bazen yöntemler arasında en güzeli gibi geliyor. ama bazı güzelliklerden de sakınmak gerekiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün sevgili ryu ile nargile içtik, gezdik, başka arkadaşlarla görüştük... keyifli bir akşam oldu... günün jübile cümlesi de pek güzeldi, sağolsun mutluğuma mutluluk kattı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi sabah ve akşam ki halin karışımı var üstümde...tebessüm ve ağlamaklı gözler... rabbim kuramadığım cümleler var, sen gizliyi bilensin, yardım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi bir telefon geldi, cümlenin tam ortasında. geç bir saat, geç saatte iyi haber gelmez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha önce de bazı yazılarda değindiğim bi evlilik mevzusu var. ryu ile de geçti bugün, sabah da geçmişti. farklı şekillerde. zannımca " biri neden benimle evlensin ki ?" sorusunun cevabını bulduğum da bende evlenirim... tabi sadece cevap bulmak yetmiyor :) resmi olarak bu cevabı bulan bir başkası daha olmalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elimden bir şey gelseydi de ardıma koymasaydım. göz yaşı dökmeseydi :'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün için iki türkü vardı, biri sabah geldi, biri akşam...&lt;br /&gt;sabah : ben melamet hırkasını kendim giydim eynime&lt;br /&gt;akşam : ben kendimi gülün dibinde buldum&lt;br /&gt;daha önce bahsetmiştim galiba...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dua :&lt;br /&gt;rabbim, düşmanın dahi ahlaksız ve akılsızını nasip etme...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115671661681432478?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115671661681432478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115671661681432478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/sabah-akam.html' title='sabah - akşam'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115636897479833973</id><published>2006-08-23T23:37:00.000+03:00</published><updated>2006-08-24T00:36:15.070+03:00</updated><title type='text'>çalın davulları çaydan öteye...</title><content type='html'>geziniyorken, bir sokak başında küçük bir çocuk gördüm. dizleri üstüne oturmuş, yüzünü yere doğrultmuş sabit bir noktaya bakıyordu. hafifce bir şeyler söylüyordu. merak edip, kendimi fark ettirmeyecek kadar yaklaştım... bir şeyler söylüyordu çocuk, yerde sabit bir noktaya bakarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"sevgilim. utanıyorum yüzüne bakıp güzelliğini görmeye. ben sana doğrulmadan sen bir an için gelip geçsen önümden de bu sayede görsem seni. suç benim olmasa, kazaydı desem... ne olur bir görünsen...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;sevgilim. senden sonra cennet ve cehennemin kapıları kapandı bana. senden güzel ve senden yakıcımıdır bilmem. lakin bu sözleri ettiğimi duyanlar kızıp küçümsemekte beni. kendi adıma korkum yok küçümsenmekten. ama korkum senin küçümsenmen, eminin seni görseler utanırlardı sözlerinden... ne olur bir görünsen...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;sevgilim. şeytan bırakmıyor yakamı. yolumdan edip vazgeçirme derdinde senden. türlü güzelliklerden bahsedip aklımı çelebileceğini zannediyor. ne aklım ne görecek gözüm olmadığını söylesemde inanmıyor. seni görse vazgeçecek eminim, pişman olacak çabalarından dolayı... ne olur bir görünsen...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;sevgilim... ne kadar söz etsem anlamsız. gece gündüz dua etsem kafi değil. seni görmüş olmanın şükrünü hakkıyla edemediğim için kapı kapı dolanıp yardım istedim. güldüler. ahh bu insanlar hüsranda. seni görseler kurtulacaklar belki... ne olur bir görünsen... "&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dedi ve sustu. donup kaldım, gözlerim doldu. gidip konuşasım geldi, tereddüt ettim, sonra dayanamayıp yanına gittim.&lt;br /&gt;napıyorsun diye sordum. birden ürkerek yüzüme baktı. cevap veremedi. kusura bakma, söylediklerini dinlemekten alamadım kendimi dedim. çocuk kızardı. önemli değil, önemli şeyler değil deyip gitmeye niyetlendi. omuzundan tutup gitmemesini rica ettim. başını öne eğip durdu. kim bu sevgili dedim, nerde oturur, niye bu sözleri ona söylemiyorsun da burada söylüyorsun diye sordum. cevap vermek istemedi ilkin. sonra çekinerek konuşmaya başladı :&lt;br /&gt;"bu sokakta oturuyor. kim olduğunu söyleyemem, ayıp olur. benim tarafımdan seviliyor olduğunun bilinmesini istemeyebilir. kendisine de söyleyemem, rahatsız olabilir. insan sevdiğini rahatsız etmemeli değilmi ? en güzeli onu rahatsız etmeden içimde tutamadıklarımı söylemek. buradan geçiyor her gün, bende onun bastığı yere söylemeyi uygun gördüm... sonrası yok nasıl olsa, ne fark eder değilmi ? insan rahatısz etmemeli değilmi ?..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cevap veremedim. bir cevap bekliyormuydu bilmiyorum, ama cevap veremedim... bir müddet öylece bakakaldık birbirimize. sonra acıyla karışık bir tebessümle doğru söylediğini belirttim. acıyla karışık tebessümle teşekkür edip uzaklaştı yanımdan.. bir müddet sonra bende uzaklaştım, neyden uzaklaştığımı anlayamadan...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115636897479833973?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115636897479833973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115636897479833973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/aln-davullar-aydan-teye.html' title='çalın davulları çaydan öteye...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115619858366269978</id><published>2006-08-22T00:46:00.000+03:00</published><updated>2006-08-23T00:43:25.886+03:00</updated><title type='text'>son bir kaç gün de son bir kaç duygu...</title><content type='html'>babam geldi dün. özlemişim epeyce... güzel oldu onu görmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün akşam bir düğüne katıldım yine. arkadaşlardan biri daha evlendi. yakında birileri daha evlenecek, ve başka birileri daha... acaba diyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçen akşam da tagras ve küçük sevgili vardı, oturduk sohbet ettik. tagras gitti, biz oturmaya ve sohbet etmeye devam ettik. sonra bir türkü gönderdi küçük sevgili ertesi gün. diyor ki :&lt;br /&gt;sevdayı çekip de gönülü bilen&lt;br /&gt;gönülsüzün kollarında yatmasın...&lt;br /&gt;neşet babaya ait, bizdeki versiyonda başka bi hatun söylemiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne çok şeyler söyleniyor dünyada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün neden bilmem, geçmiş yazılara göz attım. bunca şey neden yazıldı diye düşündüm. mevcut cevapları kabul etmek istemedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine sıkıldım........................................................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saz çaldım bugün yine biraz... sonra rahmetli aciz geldi aklıma. daha önce kısım kısım alıntıladığım ama tamamını hiç yazmadığım bir türküsü vardı. onuda mırıldandım bugün biraz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bağ olmuş göğsünde al güller açmış&lt;br /&gt;korkarım deremem incinir deyü&lt;br /&gt;âb-ı hayat taşmış damlar dilinden&lt;br /&gt;korkarım içemem bulanır deyü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;huriler dizilmiş selama durmuş&lt;br /&gt;yüzün gören erler kendinden geçmiş&lt;br /&gt;başka yar sevenler tövbeler etmiş&lt;br /&gt;senden öte güzel bulunmaz deyü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acizim kapında kul olsam sana&lt;br /&gt;el çekip dünyadan dursam yanında&lt;br /&gt;gözüm bakmaz billah başka bir cana&lt;br /&gt;belki bir gün sever sararsın deyü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hey gidi. ne gördüde söyledi... acizi özledim :'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi kim bilir daha neler var aklımda. ama onlar orada kalsın. biraz da akılda kalsın. sonra gider gerekirse....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;meczub demişti bir keresinde : "yanlışa düşmeyen doğruya çıkamaz..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115619858366269978?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115619858366269978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115619858366269978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/son-bir-ka-gn-de-son-bir-ka-duygu.html' title='son bir kaç gün de son bir kaç duygu...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115611139701896000</id><published>2006-08-21T01:01:00.000+03:00</published><updated>2006-08-21T01:03:17.040+03:00</updated><title type='text'>kandil için alıntı... mübarek olsun</title><content type='html'>İsra&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gece gelip alsan beni&lt;br /&gt;elimden tutup götürsen&lt;br /&gt;kutsallarımı gezsek yeryüzünde&lt;br /&gt;sonra yükselsek&lt;br /&gt;en yükseğe&lt;br /&gt;onun yanına&lt;br /&gt;burağım olsan&lt;br /&gt;gece yürüyüşü yapsak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gece gelsem sana&lt;br /&gt;elinden tutup götürsem&lt;br /&gt;kutsallarını gezsek yeryüzünde&lt;br /&gt;sonra yükselsek&lt;br /&gt;en yükseğe&lt;br /&gt;onun yanına&lt;br /&gt;burağın olsam&lt;br /&gt;gece yürüyüşü yapsak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gece buluşsak&lt;br /&gt;ikimizin olan bir yerde&lt;br /&gt;kutsallarımızı gezsek&lt;br /&gt;kutsallarımız bir olsa&lt;br /&gt;sonra yükselsek&lt;br /&gt;en yükseğe&lt;br /&gt;onun yanına&lt;br /&gt;burağımız olsa aşk&lt;br /&gt;gece yürüyüşü yapsak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115611139701896000?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115611139701896000'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115611139701896000'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/kandil-iin-alnt-mbarek-olsun.html' title='kandil için alıntı... mübarek olsun'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115594379880401614</id><published>2006-08-19T02:06:00.000+03:00</published><updated>2006-08-19T02:43:33.853+03:00</updated><title type='text'>7 bölümlü bir yazı, hafta gibi, mesela bir hafta ama aslında 7 gün</title><content type='html'>dünden beri yazacağım, aklımda, ne yazacaksam artık aklımdaydı... ne kaldı dünden beri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birinci bölüm:&lt;br /&gt;koşuşturdum, yoruldum oturdum bir yere. arkadaşlar felan vardı, bende de bir gariplik, anlam veremediğim. oturduğum yerde, epeyce oturduktan sonra biri dikkatimi çekti birden, birine benzeyen biri. dondum... öylece bakakaldım, bakmamam gerektiği düşüncesinden kurtulamayarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bendeki kötülük bütün insanların yanmasına yeter mi ki ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalktı neyseki, o arada ortam kalabalıklaştı. kaptırdık derken bir kısım arkadaşlar kalktı. küçük sevgili geldi, oturdu, bir &lt;a href="http://www.hemenpaylas.com/download/1398889/sarki.rar.html"&gt;şarkı&lt;/a&gt; dinletti. aklımdan neler geçtiğini aklımda algılayamadı. kalbim ezildi... ben nerdeyim mi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bendeki kötülük bütün insanların yanmasına yeter mi ki ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalktık....&lt;br /&gt;(sigara arası)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ikinci bölüm :&lt;br /&gt;neyzen avukat söyledi : aşk ahlakın kendisidir...&lt;br /&gt;şimdide kaldır nikabını yüzün göreyim çalıyor... siyah zülfü mah yüzünün üstüne, tel tel eyle yaradanı seversen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üçüncü bölüm :&lt;br /&gt;sevgili ryu geldi. onunla ve başka arkadaşlarla buluştum, çok uzun oturamadım, uzunca konuşamadık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. bölüm...&lt;br /&gt;çamlıcada yine bir bekarlığın son günleri geyiği toplaşması vardı, gittim arkadaşlarla oturdum. nargile içtim. sağdan soldan, en çok evlilikten konuşuldu. bende konuştum, ne ilgim varsa. cehalet işte, her konu hakkında konuşturabiliyor insanı. cehalet de ayrı bir paradoks... bunun üzerine biraz düşüneyim ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beş. .. . .&lt;br /&gt;platonla görüştüm. durgundu. pek sesi soluğu çıkmıyordu. üstüne gittim biraz, nesi var diye. rüya görmüş, sevdiğide varmış rüyada, bir başkasıyla. sadece varmış, görmemiş... cenneti bilmek ama görememek kötüdür dedi... cennet nasıl bir yerdir diye sordum... dedi ki : yalnız olmadığın bir yerdir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında bu kısım yoktu ama bir yedinci kısım olursa güzel olabilir diye düşündüğüm için yaptım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yedi (7) , ,&lt;br /&gt;bendeki kötülük bir başkasını yakmasın rabbim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115594379880401614?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115594379880401614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115594379880401614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/7-blml-bir-yaz-hafta-gibi-mesela-bir.html' title='7 bölümlü bir yazı, hafta gibi, mesela bir hafta ama aslında 7 gün'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115577507308412901</id><published>2006-08-17T03:22:00.000+03:00</published><updated>2006-08-17T03:37:53.100+03:00</updated><title type='text'>bizden evvel kim gelmiş, kim görmüşse şâd olsun...</title><content type='html'>eskiden beri cenazemin nasıl olacağını merak ediyorum. neden bilmem ? nasıl olur cenazem. kim güler ölmeme... ilk gülenlere helal olsun hakkım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu gece nargile içtim, yönetmen vardı, sonradan kardeşim de geldi. söze bürünemeyen anlamlar, dumana karıştı, uçtu, çamlıcadan aşağı doğru boğulmaya gitti boğaza...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boğazda yunusları izledim dün. buldular bir balık sürüsünü, fena saldırdılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saldırgan bu yunus hayvanları, oysa ne çok sevilir. yeni arkadaşım, hayvanlar içinde en az yunusa ölümü yakıştırdığını söyledi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüm en çok canlıya yakışır... vakti zamanında felsefe tahsil ederken arkadaşlar çıkarttıkları felsefi bir dergi için yazı istemişlerdi. ölüm üzerine... ölmek için olmak yazmıştım. evvel emir kuun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nedir senin beklediğin diye sordum meczuba... zamandır dedi... zamanı bekliyormuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün elimle ışığı tuttuğumu gördüm. yakışmadı, bıraktım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;platonla bir müddettir görüşemiyoruz. yarın nasipse bi yanına uğricam. bakalım neler olmuş görüşmeyeli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kitapta okumak istiyorum bide münsaip bi zamanda boğaza karşı. karşılıklı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115577507308412901?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115577507308412901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115577507308412901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/bizden-evvel-kim-gelmi-kim-grmse-d.html' title='bizden evvel kim gelmiş, kim görmüşse şâd olsun...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115567769151314419</id><published>2006-08-16T00:27:00.000+03:00</published><updated>2006-08-16T00:34:51.530+03:00</updated><title type='text'>öğle vaktiydi, gördüm gelip geçenlerden...</title><content type='html'>celaleddin&lt;br /&gt;bir sır verdi, şems&lt;br /&gt;kulak kesildi kulak&lt;br /&gt;göz oldu göz&lt;br /&gt;dilimin ucunda derya&lt;br /&gt;bir damlası şems&lt;br /&gt;düşerse yere, yanar yer ...                  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;celaleddin&lt;br /&gt;bilmezmiyim&lt;br /&gt;cananı olanın olur canı&lt;br /&gt;canı olanın düşmanı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;150806&lt;br /&gt;üsküdar - çınaraltı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115567769151314419?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115567769151314419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115567769151314419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/le-vaktiydi-grdm-gelip-geenlerden.html' title='öğle vaktiydi, gördüm gelip geçenlerden...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115559184366509026</id><published>2006-08-15T00:26:00.000+03:00</published><updated>2006-08-15T00:44:03.693+03:00</updated><title type='text'>beyaz giyme toz olur da salına da salına da gel kısmı...</title><content type='html'>bazen olduğum için bütün insanlara karşı utanç duyuyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen elimde ikinci bir el hissediyorum, hissettiğim andaki heyecanım kadar heyecanlı bir el. gözlerimi yumuyorum ve gözleriyle bakıyorum kendime o elin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen bir başkası gibi davrandığımı hissediyorum....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra bir sabah kalktım ve kendime bakmadan yıkadım yüzümü.. yüzümü kuruladıktan sonra fark ettim ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boğaza baktım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün bir kaza atlattım, o anda korktuğumu hissettim, oysa aklımda o vardı, ve o varken bir şey olması ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;varlık kazaya sebebiyet verir değilmi ???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o değil de, başka bir şey olsaydı aklımda şimdi yazarmıydım ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şizofrengi diye değerli bir dergi vardı zamanında. devam etseydi güzel olurdu... belki tekrar başladı mı yoksa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni bir arkadaşım oldu, sağolsun çok iyi bir insan... allahım, iyi insanlarla karşılaştır, belki o sayede bizde pay kaparız iyilikten, kim bilir, belki güzellikten de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün evden çıkmadan saz çaldım.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;güzelliğin on par'etmez&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;bu bendeki aşk olmasa&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;diyor aşık veysel en başında. genelde orası dikkat çekiyor. oysa en sonra da&lt;br /&gt;&lt;em&gt;anılmazdı veysel adı&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;o sana aşık olmasa&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;diyor. buda tam tersi. paradoks diyor bazı insanlar buna. biz adem diyoruz. adem bir paradoksmudur ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115559184366509026?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115559184366509026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115559184366509026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/beyaz-giyme-toz-olur-da-salna-da-salna.html' title='beyaz giyme toz olur da salına da salına da gel kısmı...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115550705902265933</id><published>2006-08-14T00:49:00.000+03:00</published><updated>2006-08-14T01:10:59.063+03:00</updated><title type='text'>devran olsun ismi diye düşünüyorum...</title><content type='html'>epeyce yoruldum. epeyce dinlenesim var. son zamanlarda zamanla alakalı bir takıntımı başladı nedir, farkında değilim, farkında olmadan zamanla koşuyorum sanki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün yine dilimde ve aklımda, ve kalbimde bazı kelimeler var, çıkmıyor. uçar gider korkusumudur bu, yoksa çarpar yaralar korkusumudur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha önce başka bir yerde demiştim, insan yara almaktan korkmamalı, toprak için üç beş yara fazlası fark etmez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;meczubla gördüğümüz ortak bir hayal vardı. ikimiz de yoktuk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanki uzun cümleler kuracakmış gibi oluyormum da kısa cümlelere çevirip tamamını söylemiyormuşum gibi. oysa öyle değil, çünkü hayat tam değil... cümle tam olur diyeler de çıkıyordur tabi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayat mecnunun neresindeydi acaba ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biz hayatın neresindeyiz sorusunu sorardım eskiden, sıkça sorardım. şimdi de sorular soruyorum başka şeyler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soru sormak sorun çıkartıyorsa ve cevap bulmak çözüm bulmuyorsa, soruda veya cevapta yalnışlık vardır diyemeyiz... ama ortada bir yalnışlık vardır diyebiliriz belki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabahın seherinde ötüyor kuşlar&lt;br /&gt;balınan yoğrulmuş o sırma saçlar&lt;br /&gt;kudretten çekilmiş karadır kaşlar&lt;br /&gt;işte bu gönlümün cananı geldi&lt;br /&gt;işte bu gönlümün sultanı geldi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;böyle demiş adam vakti zamanında. birileri duymuş, aktarmış başka birilerine. birileri duyarda olay başkadır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şems takıldı son zamanlarda aklıma. şems ki duman etti aklı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;akıl da gider, nasip...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son olarak şunu demek isterim.......&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115550705902265933?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115550705902265933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115550705902265933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/devran-olsun-ismi-diye-dnyorum.html' title='devran olsun ismi diye düşünüyorum...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115507860476445963</id><published>2006-08-09T01:42:00.000+03:00</published><updated>2006-08-09T02:10:04.806+03:00</updated><title type='text'>şu sazıma bir düzen ver, tellerde muradın alsın...</title><content type='html'>akşam bi arkadaşa misafir olduk başka bi arkadaşla. nicedir gidecektik, fırsat olmuyordu, yeni eve taşındı, eşi de şehir dışındaydı, fırsat da bulmuşken gittik. saz çaldık söyledik, gezindik türküler içinde...&lt;br /&gt;suda balık oynuyor dedik başlarda. açma güzel sineni, cahilim aklım gider... derken bi ara ikrardan bahsettik. böyle ikrar ile böyle yol ile, vefasız yar bana lazım değilsin dedik. semahlar döndü bir müddet, seher vakti bağa girdik, ne bağ duydu ne bağban... hızımızı  almışken bir çift güzel gördük bağlardan arı... karacaoğlanı andık, estetik başka bir şey... ak göğsün arası zemzem pınarı, içsem öldürürler içmesem öldüm bir yandan, güzel sevme derler nasıl sevmeyim, sevsem öldürürler sevmesem öldüm bir yandan... rahmet olsun... sonra acem kızı çıktı karşımıza, çırpınıp da şan ovada... burnu fındık ağzı kahve fincanı... başka bir çok şey vardı...  böyle vakit akıp gitti, çarşambayı sel aldı... devamı maalum... neyse, hız kesmek gerekti, vakit ilerledi ama sazda düşmüyor elden, hala çalacak halimiz vardı. başladık, ey sevdiğim bir gün bana... derken ey sevdiğim sana şikayetim var, ne sevdiğin belli ne sevmediğin dedik. akarsuya da rahmet olsun... derken şu garip halimden bilen işveli nazlı, gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen diye yarı şikayetle soruduk... cevap gelmeyince mektebin bacalarını tüttürdük... ya benim muradım ver, ya beni öldür allah deyu dua ettik... seher yeli nazlı yare, bildir beni bildir beni diye tembihledik seher yeline... bir ara bir güzelin aşığıyam erenler dedik, onun için tutulduğumuz taşlardan bahsettik. çığrışır bülbüller bakmıyor bağban diye uyarıda bulunduk, bakmadı bağban... yüz bin mihnet çektik, bir daha gerek, hayli ömür ister, bir daha gerek dedik... neler neler dedik... bak vardı daha bir şeyler de onlar neydi... çok güzel sözler öğrendim arada, çok güzel yaralar... artık bitmeli değilmi, hayat bitiyor, insan yaşlanıyor... öyle demiş mihribana, unutursun mihribanım.......... bende unuttum bak çoğunu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115507860476445963?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115507860476445963'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115507860476445963'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/u-sazma-bir-dzen-ver-tellerde-muradn.html' title='şu sazıma bir düzen ver, tellerde muradın alsın...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115499284054243326</id><published>2006-08-08T01:46:00.000+03:00</published><updated>2006-08-08T02:20:40.566+03:00</updated><title type='text'>eski bir sohbetten...</title><content type='html'>vakti zamanında bir sohbet meclisinde otururken, orada bulunanlardan biri meczuba sordu :&lt;br /&gt;"efendim, makam itibariyle aşıklık zillete pek yakındır, hatta bildiğimiz kadarıyla bir parçasıdır. zillete düşenin bir şeyi olmaz, hiçe yakındır, belki de hiç olmuştur. bütün sahipliklerden arınmıştır da maşuğuna olan meyli nedir ? bir sahiplenme gayreti değilmidir ?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mecup cevap verdi:&lt;br /&gt;"aşıklık şüphesiz ki zilletin bir parçasıdır, ve zillette olan dünya malından ve menfaatinden sıyrılmıştır. zillete ancak aşk götürür. maşuk aşık için kapıyı açar, onun peşinden koşması ve onun dışında olan varlığa yüz çevirmesi, o varlıkların bir parçası olarak maşuğa da yüz çevirmesidir aslında. nihayetinde aşığın önüne put olarak dikilen maşuk, aşık tarafından yıkılacaktır ve varlık kapısı kendisine açılacaktır. misal, ibrahim efendimiz putları yıktığında değil, ismail efendimizin boğazına bıçağı dayadığında ibrahim olmuştur. ondan sonra perdenin ötesini görmüştürde, ismail efendimiz de bağışlanmıştır kendisine. bu bağış demek değildir ki o yüzünü tekrar dünya nimetine dönmüştür. bilakis o nimetlerin aslını hakkıyla anlamıştır ve putlarını yıkmıştır. yine mecnun ne zaman ki el etek çekmiştir, türlü hayvanat kendisine dost ve hizmetçi olmuştur, adı hiçliğe ulaşmasıyla ebed kazanmıştır. ..&lt;br /&gt;şimdi aşık, maşuğuna duyduğu aşk ile zamanla aşka duyduğu aşka geçer, sonrasında kendinden ve aşktan da geçer, taki kendini ve hakkı bulur.... maşuğa aşk, aşığın aşka ve kendisine duyduğu aşktır. nefsini bilen... yine bu noktadan sonra aşığın maşuğa kavuşması, kendini görmesidir. aşık mümindir, maşuğu olursa müminliğinden de emin olur, mümin müminin aynasıdır..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adam tekrar sordu:&lt;br /&gt;"açarmısınız, anlayamadık efendim"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;meczub devam etti:&lt;br /&gt;"adem cennetten düşerek zillete düştü, aynası vardı kendini bildi, eşyanın ismi öğretildi..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115499284054243326?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115499284054243326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115499284054243326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/eski-bir-sohbetten.html' title='eski bir sohbetten...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115490117773032535</id><published>2006-08-07T00:35:00.000+03:00</published><updated>2006-08-07T00:52:57.743+03:00</updated><title type='text'>pazar</title><content type='html'>bugün sıcaktı, ben küçükayasofyadaydım, orası serindi, bi ara epeyce sakindi. arkadaşı beklerken bahçeye dalmışım, yeşil, güzel... gök yüzünde yalnız gezen yıldızlar çalıyordu, sonrasında seni ben ellerin olsun.... diye devam etti... sonra arkadaş geldi allah'tan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra bi arkadaşa uğradım. çaydı sohbetti, güzeldi... öğrencez bir şeyler, nasip ise...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra meczubada uğradım. bir "çocuk aklı" vakası daha yaşadık... ah bu aileler, anlamıyorlar çocukları... neymiş, hastaymış...  neymiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tatil bir müddet daha uzadı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115490117773032535?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115490117773032535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115490117773032535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/pazar.html' title='pazar'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115477634717649254</id><published>2006-08-05T14:11:00.000+03:00</published><updated>2006-08-05T14:12:27.200+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>şüphesiz ki insan zalimdir... yada onda zalim olan yanlar vardır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yada...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115477634717649254?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115477634717649254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115477634717649254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/phesiz-ki-insan-zalimdir.html' title=''/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115464360367154772</id><published>2006-08-04T00:48:00.000+03:00</published><updated>2006-08-04T01:20:03.686+03:00</updated><title type='text'>bana kim olduğumu söyle, kim olduğumu bileyim...</title><content type='html'>anlatılamayan anlamların olması insanı neden yorar ? (cevabı biliyor olabilirim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiçbir insan diğer bir insanın hissettiğini onun gibi hissedemiyor, hissetsede bunu bilme olanağımız yok. hislerin görüntülerden asıl itibariyle daha gerçek ve yakın olduklarını varsayarsak, insanlar birbirine ne kadar uzaklar değilmi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;değilmi ki ikinci bir insan yaratıldı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son zamanlarda vaktimin çoğu geçiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hoş bir gülümseme iyi gelebilir. ayarlanmamış, zorlanmamış, samimi, doğal....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında bir şeyler daha var aklımda, ama bulamıyorum, yakalayamıyorum şimdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şey vardı, onu düşünmüştüm bugün, yıllardır birikim yapmıştım, muhtelif cümleler vardı aklımda, söyleyecektim... keşke biriktirmeseydim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115464360367154772?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115464360367154772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115464360367154772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/bana-kim-olduumu-syle-kim-olduumu.html' title='bana kim olduğumu söyle, kim olduğumu bileyim...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115455523130781056</id><published>2006-08-03T00:14:00.000+03:00</published><updated>2006-08-03T01:49:57.143+03:00</updated><title type='text'>herrr yerrrrde karr var</title><content type='html'>geçen hafta ve bu hafta başında lübnana gitmek için izin istedim annemden... bir kaç kere sordum, izin vermedi... anlayamıyorum bazen annemi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra şimdi başka dertler peşine düştüm. yapay dertler. hayat böyle devam etmez, bir eğlence bulmalı. bir işim olmalı sevdiğim. bir işim olmalı ??? olsun... buda ayrı bir dert şimdi, sevdiğim iş... hadi dünya katlanır olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra dün akşam bir arkadaşa gittim. konuştuk bunları, anneleri, başka şeyleri. dünyayı birazda, birazda bizim dünyada bulunmamızı.. sonra arkadaş nicedir intihar etmeyi düşünüyor. bende çok düşünmüştüm, bu oyundan çekilmeyi. işte yasaktır, etmemelidir v.s. ayetleri gözden geçirip yorumalaya kalkışmıştım, oda aynısını yapıyor, yorumlanmıyor... ki bi noktadan sonra yoruma da ihtiyaç kalmıyor. ben bu düşünceden nasıl kurtulmuştum diye düşündüm... bunu yapmak hayatı önemsemek olur demiştim zamanında, ben önemsemiyorum... vakti gelince o beni önemsesin... mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üsküdarda saatler geçti, fark ettim ki, geçiyor. insan kapılıyor zamanın zamanlığına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;platona sormuştum, niye yaşıyorsun. demişti ki, olmak beraberinde olmamayı barındırmaz. ya varsındır, ya yoksundur. ben varım, orada yada burada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;meczuba sormuştum. demişti ki, benim canımı sevgili taşıyor, düşünmüyorum, bunun dışındayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geyik yaptık çınaraltında epeyce....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir arkadaşın kardeşiyle arkadaş üzerinde konuştuk. tanımıyor abisini... kardeşim geldi aklıma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;babamı özledim. yanına gidesim var, ama tatil bitmek üzere... tatil güzel bir şeymiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonradan anlattılar, beni askere uğurladıktan sonra babam ağlamış... hoşuma gitmişti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazı insanların peşinden koşmayı bıraktım... yoruldum artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;akşam bazı arkadaşlarla buluştum. birini 7 senedir görmüyordum. mutlu oldum. biri askerden yeni gelmiş, epeyce çektirmişler, sağlık sorunları var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra bir &lt;a href="http://rapidshare.de/files/27970707/_u_Da_lar_n_Yuekse_ine_Erseler.rar.html"&gt;türkü&lt;/a&gt; takıldı yine dilime...&lt;br /&gt;şu dağların yücesine erseler&lt;br /&gt;lale sümbül mor menevşe derseler&lt;br /&gt;bir güzeli bir çirkine verseler&lt;br /&gt;güzel ağlar çirkin güler bir zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu güzel ağlar çirkin güler bir zamanda doğru ama olmaması gereken bir şeymiş gibi geldi hep...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra devamında bi yerlerde diyor&lt;br /&gt;kabul olur güzellerin duası&lt;br /&gt;haktan sevdiğini diler bir zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güzel olmak lazım türü bişi herhalde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bide.&lt;br /&gt;artıyor dinmiyor gönül yarası&lt;br /&gt;mevlam dermanını salar bir zaman...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o da nasip...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karacaoğlan demiş galiba. seviyorum ben o adamı. nasip, belki onla da tanışırız, gezeriz bir zaman...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son olarak, bugün herkesi şairi benzettim, özlemişim, buradan da belirteyim... bide uzun zamandır görmediğim bir arkadaşı annesiyle gördüm sanki. uzun zamandır görmedim, hala arkadaşmı bilmiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115455523130781056?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115455523130781056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115455523130781056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/herrr-yerrrrde-karr-var.html' title='herrr yerrrrde karr var'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115438071545727972</id><published>2006-08-01T00:14:00.000+03:00</published><updated>2006-08-01T00:18:35.470+03:00</updated><title type='text'>7</title><content type='html'>bugün utandım... kızdım da biraz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra konuşasım vardı, çok konuşasım vardı ama kimse yoktu... kimseyide arayamadım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra yazayım dedim, ama yazmak konuşmak değildir ki değil mi ? dedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;annem yakında başlayacak yine, evlenmeyecekmisin oğlum diye. yeni bahaneler bulmak lazım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115438071545727972?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115438071545727972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115438071545727972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/08/7.html' title='7'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115429718884685990</id><published>2006-07-31T00:47:00.000+03:00</published><updated>2006-07-31T11:43:01.066+03:00</updated><title type='text'>bir kılı kırk yarar...</title><content type='html'>uzun zamandır gidemiyordum küçükayasofyaya. bugün gittim. çok kalamadım. güzeldi ama fena halde sıkıntılıydı benim için. fena sıkıntı... gözüm yolda, fena sıkıntılı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;platonla oturduk. pek konuşmadık, ben konuşmadım en azından fazla, yada aklımdan geçenlerin yanında söylediğim sözler pek azdı... gözüm sözde değildi... platon dedi ki, unutmanın ideası yoktur. ama güzellik ideasının yansıması çoktur...&lt;br /&gt;güldüm. yüzü asıldı biraz, gülümsememden ne düşündüğümü anladı. anlamsız bir çabaydı onunkisi . anlamsız bir gülümseme de aslında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayat bir yanıyla güzeldir dedim. platon, sende güzelsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sende burdasın, ama neden kimse yok dedim. çünkü dedi, kimse değil olmasını istediğin. bazen herkes kimse oluyor... şimdi bazeni yaşıyorsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arabalı vapurda yalnızdım. sonra ........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün gece çavuşbaşı serindi. güzeldi. geç vakit gittim, üşüdüm. oturdum havuz başında, çay içtim. bir şeyler konuştuk, yıldızlara baktık, sonra birde ormana. kaza atlattım dönerken, bir an korktum. neden korktum diye sonrasında güldüm kendime. kaybetmeye üzüleceğim bir şey yoktu üstümde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;küçükayasofyada platona sordum : ne olacak ?&lt;br /&gt;herşey zaten olmuş durumda dedi. sonrasında izlemeye başladık....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birde, olayları önceden görmek ve bilmek eskiden heyecan verirdi. şimdi sıkıntı. şikayet etmiyorum, sadece daha fazla sıkıntı çekiyorum, düşünüyorum. olmayacak o iş, gitmeyecek, ki gitse benim içinde belki daha kolay olurdu. ben, ezilirim. benim ezilmem de beni değil, beni ezeni üzer... bazı şeyler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayat ne komik&lt;br /&gt;acı bir gülümseme......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birde, platon bugün duyuyormusun diye sordu küçükayasofyada. neyi dedim. saz sesini. bize zamanında çile hane diye tanıtılan odayı işaret etti. camdan içeri baktım. elimde saz var, bir yanda nargile. 3 sene felan öncesi. iki arkadaş var... söylüyorlar...&lt;br /&gt;ey sevdiğim bir gün.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çile hane ya...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115429718884685990?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115429718884685990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115429718884685990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/bir-kl-krk-yarar.html' title='bir kılı kırk yarar...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115413051736308093</id><published>2006-07-29T02:29:00.000+03:00</published><updated>2006-07-29T02:48:37.376+03:00</updated><title type='text'>insanımumısıgınlaarayaninsanıbulsak</title><content type='html'>kalbim ağırıyor rabbim... çocuklar uluslararası fuhuştan anlamaz, pazarlıktan ahlaksız stratejilerden... çocuklar ölümden de anlamaz... değilse annesi ölen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalbim ağırıyor rabbim... stresten olabilirmiş, yada gaz olabilirmiş, sıkıştırıyor olabilirmiş... ahlaksızlıktan da olurmuymuş rabbim... sağır, dilsiz ve kör davranmaktan... çocuklar rahat olsun, benim rahatım yerinde  değilmi... ah stratejiler... bende kurunca insanlıktan çıkınca...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birde başka dertlerim var tabi, hayat devam ediyor. canımı sıkıyor işle alakalı bazı şeyler, sonra para derdine mi düştüm ne, yeni şeylerde var bazen aklımda. sonra bir kız sevmiştim yıllardan beri, başkası da varmış... çocuklar da sevmişmidir ki, düşünmüşmüdür büyüyünce işlerini. peki büyüyünce bende şunun gibi ahlaksızlık mı yapacağım diyen olmuşmudur. bomba sesi çok uzakta, müziği açınca hiç duyulmaz.... hayat nerde akıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra beni samimiyetsiz kişilerle karşılaştırma rabbim, kendimi samimiyetsiz hissediyorum. öyleysemde yüzüme vurma, lütfen rabbim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aklımkayıyoraklımkayıyorbennapıyorumherseyolmasıgerektigigibipetrolvearaplarguvende&lt;br /&gt;avrupacokuzaktaamerikainsanlıktanyahudilerdealmamisnasibinitürklervemenfaatlerguvnedemi&lt;br /&gt;halkımızrahatımızmakamımız.yerindebiraklımmıyoksavasacalımaklımıyerindenalanlara&lt;br /&gt;bizdeonlargibimiolalımyoksasabredelimmienguzelirabbimdeğilmiguzelrabbim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aklım gidiyooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115413051736308093?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115413051736308093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115413051736308093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/insanmumsgnlaarayaninsanbulsak.html' title='insanımumısıgınlaarayaninsanıbulsak'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115407842295534682</id><published>2006-07-28T12:18:00.000+03:00</published><updated>2006-07-28T12:20:22.970+03:00</updated><title type='text'>ah muhsin ünlü / törer bambosu patlaka</title><content type='html'>bu hayvanlar müslüman mı söylesene bebeğim&lt;br /&gt;şu öküz müslüman mı bu sakallı sünepe?&lt;br /&gt;bir zalimin köpeği bak allah'ı zikrediyor&lt;br /&gt;bak gazete ne yazıyor türklerinmiş türkiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yahudiler bombaları kucaklayıp bebeğim&lt;br /&gt;düşlemiyor intiharlar, işlemiyor karakol&lt;br /&gt;al götür bu yumruğu akşam çocuklar yerler&lt;br /&gt;başbakan meşgul namaz kılıyor ayol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana kolpa malzemeden putlar yontma bebeğim&lt;br /&gt;sezen aksu'dan mesela, kanarya'dan, tanrı'dan&lt;br /&gt;allah'tan demiyorum çarpılmış gibi korkma&lt;br /&gt;kork putların ellerinde patlamasından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;emmeyince sencileyin akmıyor bebeğim&lt;br /&gt;kan ağzıma gürül gürül - alnımda süt dişleri...&lt;br /&gt;seni öyle seviyorum ki condoleezza, bebeğim&lt;br /&gt;ağzına veresim geliyor&lt;br /&gt;ağzımdaki dişleri.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115407842295534682?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115407842295534682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115407842295534682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/ah-muhsin-nl-trer-bambosu-patlaka.html' title='ah muhsin ünlü / törer bambosu patlaka'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115400956527703371</id><published>2006-07-27T17:10:00.000+03:00</published><updated>2006-07-27T17:12:45.300+03:00</updated><title type='text'>:'</title><content type='html'>iyi değilim allah'ım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://fromisraeltolebanon.info/"&gt;midem bulanıyor.&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115400956527703371?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115400956527703371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115400956527703371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/blog-post_27.html' title=':&apos;'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115381186953926751</id><published>2006-07-25T09:40:00.000+03:00</published><updated>2006-07-25T10:17:49.600+03:00</updated><title type='text'>rüya mı ger....</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a style="font-style: italic;" href="http://rapidshare.de/files/26922300/ruya_icin.rar.html"&gt;yüya için dinlenesi..&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;dün akşam eve giderken meczuba uğradım. bi rüya görmüştüm geçen akşam, onu anlatmak istiyordum. gittim, kapısı açıktı, usulen kapıyı çalıp içeri girdim. meczubun sesi geliyordu. türkü söylüyordu kendi halinde. bizim yanımızda pek söylemez. geldiğimi fark etmemişti, bende sessizce bir kenarda dinlemeye başladım. söylüyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bülbül ötme garip garip&lt;br /&gt;halinden anlamaz eller&lt;br /&gt;yar sevmesi kolay değil&lt;br /&gt;kolay olur sanır eller&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kanadın kolun kırıl&lt;br /&gt;dert ile boynun bükülür&lt;br /&gt;söz boğazına dizilir&lt;br /&gt;söylenirmiş sanır eller&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acizim bülbül olurum&lt;br /&gt;bülbülle hem dem olurum&lt;br /&gt;türlü haller dolanırım&lt;br /&gt;bir kararda sanır eller...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;türküyü bitirdiğinde selam verip girdim içeri. birden beni görünce şaşırıp kızardı önce. sonra hemen toparlayıp hoş geldin dedi. bi kenara oturduk...&lt;br /&gt;nerden bu türkü diye sordum. rahmetli aciz söylemişti bi keresinde dedi. öyle aklıma takılmış, farkına varmadan söyledim dedi... sustu bir müddet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayırdır ? diye sordu sonra. bir rüya vardı, aklıma takıldı, onu anlatacaktım sana dedim, ve başladım anlatmaya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çöldeydim, acizi gördüm uzaktan. önünde bir ceylan yavrusu vardı. dizleri dibinde çökmüş oturuyordu. aciz başını okşuyordu ceylanın. yanına gidip selam verdim, tebessümle yüzüme bakıp buyur etti, yanına oturdum. napıyorsun burda diye sordum....&lt;br /&gt;birazdan gelecek, yağmur yağacak dedi. ceylan henüz çok küçük, susuzluktan halsiz düşmüş. yanında bekliyorum bir şey olmasın diye dedi. kim gelecek ? burası çöl, ne yağmuru? diye sordum. gülümsedi. birazdan göreceksin dedi. gelecek, yağmur yağacak, burası yeşillenecek dedi. bu ceylan daha büyüyecek, bir çok avcı takılacak peşine. nicesi perişan olacak onu yakalamak uğruna, o ancak istediğine yakalanacak. birazdan, önce yağmur yağsın..... dedi...&lt;br /&gt;yazık değilmi, avcılara mı teslim edeceksin ?&lt;br /&gt;gülümsedi. türkü söylemeye başladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen bir ceylan olsan bende bir avcı&lt;br /&gt;avlasam çöllerde saz ile seni&lt;br /&gt;bulunmaz dermanı yoktur ilacı&lt;br /&gt;vursam yaralasam söz ile seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sustum....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geliyor dedi heyecanla. baktığı yöne baktım. gözlerimi kamaştıran bir güzellik bize doğru yaklaşıyordu. birden yağmur yağmaya başladı, ceylan ayaklandı. aciz gülüyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öylece uyandım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;meczubun yüzünde bir  gülümseme belirdi. hamd olsun dedi.&lt;br /&gt;ne oldu diye sordum. güzel oldu, güzel oldu dedi... gözlerini yumup içinden bir şeyle söyleme başladı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnız bırakıp meczubu çıktım... eve gittim....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115381186953926751?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115381186953926751'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115381186953926751'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/rya-m-ger.html' title='rüya mı ger....'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115368723438581617</id><published>2006-07-23T23:18:00.000+03:00</published><updated>2006-07-23T23:40:34.420+03:00</updated><title type='text'>???????</title><content type='html'>kaç zamandır yazmak istedğim iki olay vardı. bi türlü fırsat olmadı. akşam üstü bir arkadaşa uğradım, konu açıldı, ona bahsettim, konuştuk yada konuşamadık biraz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soru var önce, sonra iki örnek inceleme...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk bir hastalık mı, yada hasta işi mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olay 1 :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben izmitte öğrenciyken bir dönem takıldığım bir cafe vardı. orada çalışan bi adam vardı, herhalde 30 lu yaşlarda. pek normal biri gibi değildi. akli olarak yaşınca gelişememiş gibi. cafe de yatıpı kalkıyordu, arada bir bi kayboluyordu felan. konuşmasında da biraz problem vardı. gülümsüyordu ama sürekli olarak... bi gün bi arkadaşa sordum, nereden bu eleman, kimdir nedir diye. anlatmaya başladı. işte köyünden kalkıp gelmiş, eşini aramaya. eşi evden kaçmış ve izmitte hayat kadını olmuş. kaçma sebebi de adamın babası (ciddi olarak öldürmeyi düşündüğüm tek insan, hala elim titriyor düşününce). adamın iki çocuğu var, biri babasından. maalesef babası adamın eşine sürekli tecavüzde bulunuyormuş. kadın dayanamayıp kaçmış. babası adamı evden atmış, köyde insanlar dalga geçmeye başlamış "karına sahip çıkamadın" diye... annesi de bişi demiyormuş, adamda mecburen bırakmış çocuklarını atlamış izmite gelmiş. eşine bulup kurtarmak için. bulunca çocuklarını da alıp yeni bir hayat kuracaktı, ne oldu bilmiyorum... eşine aşıktı... yüzü gülüyordu, umutluydu, sadece çocuklarıyla telefonda konuşurken ağlıyordu... eşine aşıktı, yüzü gülüyordu, umutluydu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olay 2 :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunu şair anlatmıştı, bir gün bu konudan bahsedince. onda yanlış hatırlamıyorsam bi tanıdığından felan duymuştu. hatam olursa düzeltiver şair...&lt;br /&gt;sokaklarda akordeon çalarak para kazanan bir adam varmış. akli dengesi normal olmayan, yada olmadığı zannedilen biri. topladığı paraları biriktirip harcamıyormuş. sonra her bayram kerhaneye gidip bir kadına parayı verip dönüyormuş. hep aynı kadına gidiyormuş, hiçbir şey yapmadan, parayı bırakıp çıkıyormuş. onu tanıyanlar merak etmiş nedir olay, napıyor felan diye, inanmamışlar bişi yapmadan sadece para verip çıktığına. takip etmişler, sonrasına gittiği kadına sormuşlar. adam kadına aşıkmış, her bayram gidip, hiçbir şey demeden, yapmadan kadına bütün parasını verip gidermiş....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk bir hastalık mı, güzel gösterir bütün çirkinlikleri...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115368723438581617?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115368723438581617'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115368723438581617'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/blog-post_23.html' title='???????'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115352442339008518</id><published>2006-07-22T02:20:00.000+03:00</published><updated>2006-07-22T02:27:03.480+03:00</updated><title type='text'>tut elimden kaldır beni...</title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;NOT: yazarken &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;a href="http://rapidshare.de/files/26566694/Saha_Dogru.rar.html"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;bunu&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt; dinliyordum, okurken dinlemek yararlı olabilir. hani düşünceye neler etki etmişi anlamak babında...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Salacak balıkçılar lokaliydi galiba, çay vardı, şair vardı. Konuştuk. Rind ile zahid vardı. Sonra çay içtik yine. Sonra konuştuk, yine çay içtik. Çay güzel bir şeymidir, alışılmış bir şeymidir....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu böyle yazmazdım, ama yazım, yazınca da silmem şimdi. Yazılanı silmek biraz kendini inkar mıdır, bak nerden nereye ne geldi takıldı şimdi aklıma... neler neler ... daha da neler kim bilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çamlıcaya çıktım, bak unutuyordum. Kaç Cuma akşamıdır gidemiyordum, gittim. Motoruma bindim gittim. Nargilemi de içtim, tömbekilisi. Ağır olsun, hazır sigarayı da çoğaltmışken, ohh... muhabbet ediliyordu, sonra bişiler bişiler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şarkıyı dinleyip duruyorum. Niye, hoşuma gitti bi yandan, adamların başka bi olayı var diğer yandan... yetenek de başka bişi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tut elimden düşmeyelim&lt;br /&gt;Doğru yoldan şaşmayalııııım diyor. Güzel. Benimde sesim güzel olsa bende derdim. Ama insanın sesi güzel değilse diyemiyor, çünkü ses güzel olmadığı için söylenen kişide söylenen sözler ters tepebiliyor. Ahanda asıl konu bu olsun bu akşam. Tabi bide söyleme biçimi, duygu olayı var. Duygu saçma bişi, elle tutulmaz, gözle görülmez, üstelik kalbe de zarar veriyor. Sonra insanı hasta ediyor. İnanma gözle görmediğine, kulağınla duymadığına, bide elinden atıp kıramadığına... kalbe zararlı bi kere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara da zararlıymış, üstüne yazdılar, okudum. Ama elle tutuluyor, sonra görülüyor, hissediyorsun felan. Öyle zarara can feda. Ki onu diyorlar, can feda durumlarına sebebiyet veriyormuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyorum, böyle çok anlamlı, vurucu, etkileyici, her ne ise bi cümle kursam, vayyy be desem sonunda. Bulamıyorum cümleyi felan, ya işte o kadar kelime felan görmüşlüğümüz var, muhtelif şekillerde bir araya getirmişiz, ama işte olmuyor. Buda garip mesela. Yetersiz mi acaba kelimelerim, yeni kelimeler ezberlesem sözlükten, oradan buradan. Hatta kelime oluştursam. Kelime oluşturucusu olsam, en kralı olur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse öyle büyük sözler peşinde koşmamak lazım. Büyük söz altında ezilmiyorsa insan, ya söz büyük değildir yada insan anlamamıştır zaten. Cahilliğe gerek yok gecenin bu saatinde. 02.02 şu an. Ağır mevzulardan uzak duracan. Siyasi takılacan, tabi hocam diyeceksin arada. Daha ne. Bide mümkünse 3 kişiyi kafalican, önün açık bi yere kadar. Bi yere çarpıncada bok atarsın, çamura yatarsın... alemin alimi olursun en allamesinden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bide mesela nedense o konuda da ben böyle büyük hisler hissetmek isterim. Sevmek felan. Böyle mecnun vari. Karanlıkta şaşırmış olan... leyla lazım bi tane diyorlar. Oldu diyorum, leyla olduktan sonra herkes mecnun olur dimi. Asıl mesele denize girmeden yüzebilmektir. Yaa..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nargilemi çarptı, rüzgarmı çarptı bişi mi oldu. Ellerim bi hoş olmuş... bide nargilenin güzelliği, başkasının nefesini çekmek gibi, sevilen birinin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu platon arkadaşı, vakti zamanında aslında mutlu bi adamdı. Sporla felan ilgileniyordu, vicudi de sağlamdı. Sonra düşünceye felan daldı işte, gözlen görmez şeyler. Şimdi sıkıntılı aslında da, çaktırmıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman bu kadar gereksiz söz üzerine şöyle anlamlı bişi desek, bu vesile ile belkim bi hayrımız dokunmuş olur kendimize...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derdime vâkıf değil canan beni handan bilir&lt;br /&gt;Hakkı var şâd olanlar herkesi şadan bilir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115352442339008518?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115352442339008518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115352442339008518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/tut-elimden-kaldr-beni.html' title='tut elimden kaldır beni...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115343173311705603</id><published>2006-07-21T00:38:00.000+03:00</published><updated>2006-07-21T00:42:13.146+03:00</updated><title type='text'>soru sorma sorulursun diye bir şey olur mu ?</title><content type='html'>boşluğa düşmenin en kötü yani nedir diye sordum platona.&lt;br /&gt;boşluğa düşmenin kötü olduğunu zannetmektir dedi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boşluğa düşmenin en kötü yani nedir diye sordum meczuba.&lt;br /&gt;boşluk mu var diye sordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boşluğa düşmenin en kötü yanı nedir diye sordum kendime.&lt;br /&gt;en kötü yanım kendimim dedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boşluğa mı düşüyorum...........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115343173311705603?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115343173311705603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115343173311705603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/soru-sorma-sorulursun-diye-bir-ey-olur.html' title='soru sorma sorulursun diye bir şey olur mu ?'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115324763883154460</id><published>2006-07-18T21:31:00.000+03:00</published><updated>2006-07-18T21:33:58.846+03:00</updated><title type='text'>dımmm dımmmm dımmmm dıdı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.hemenpaylas.com/download/1211232/son_zamanlarda_en_cok_bunu_dinliyorum.rar.html"&gt;bunu&lt;/a&gt; dinliyorum son zamanlarda en çok, paylaşmak istedim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115324763883154460?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115324763883154460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115324763883154460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/dmmm-dmmmm-dmmmm-dd.html' title='dımmm dımmmm dımmmm dıdı'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115320380519660639</id><published>2006-07-18T09:23:00.000+03:00</published><updated>2006-07-18T09:23:25.213+03:00</updated><title type='text'>hafta sonu oldu bir çok şey, ama hafta içi düşündüm bazılarını...</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;Cumartesi akşam nişan vardı, yazları ne çok insan evleniyor yada nişanlanıyor. oysa kış evlenmek için daha güzeldir. soğuktur çünkü. hayat da aslında yalnız soğuktur... o yüzden kışın evlenmek güzel olur, hoş bir gönderme olur evliliğe dair... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;neyse, pazar sabahı da ankarada bir nikah vardı, ona gittim, nişandan çıkıp. nicedir gece yolculuk yapmamıştım, severim geceleri şehir dışı yolculukları. güzeldir... ama hastalandım, klima denen cihaz çarptı beni... biraz işkence oldu pazar günü...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;sonra dönerken hız olayına girdim tem yolunda. bizim arabayla ne kadar hız olursa işte. 3 şerit arasında gidip gidip geldim. sonra ablam kızdı. bişi diyecektim, demedim... orta şeritten gitmeye başladım. çok sıkıcı bir şey... insanlar olmasa, uçlarda gezinme olanağı daha rahat olurdu, ama birileri varsa, orta yolda yaşıyorsun...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;-----&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;sonra, geçen hafta aciz ölmüştü. yedisi vardı. yedisi diye bir olay vardır, birde kırkı. bu sayılara önem verilir, önemlidir... cumartesiydi. bir araya geldik meczubun evinde....&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;platon, ben, meftun, meczub bide deli derviş vardı. deli dervişi çok severdi aciz. güzel saz çalar, kendi tarzı vardır. neyse, onuda çağırdık, geldi sağolsun...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;oturuyorduk odada. kısık bir ışık vardı. herkes bir köşeye çekilmişti. herkesin gözleri dolu. meczubu bekliyorduk, çay demliyordu. bir müddet sonra elinde çaylar içeri girdi. ortam çok aydınlık değildi, meczub yinede gözlerdeki yaşı fark etmişti. çayları dağıtıp bir kenara oturdu. bir yudum aldıktan sonra , konuşmaya başladı : &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;"ağlayacak olan çıksın. ağlamak için toplanmadık".. sesi hafiften titredi. "aciz " dedi ve sesi yine titredi, ara verdi bir müddet. sonra devam etti, "aciz böyle görseydi sizi, kızardı. o, bizimde gitmek istediğimiz yere gitti. dua edin, bize de nasip olsun... "&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;devam edemedi meczup. eliyle deli dervişe saz çalması için işaret etti... deli derviş titrek ellerle çalmaya başladı. ... meczup söze başladı yine : " duysun aciz, duysun alem. Bundan güzel gün yok, bundan güzel gün yok…"&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;sonra hep bir ağızdan:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;işte gidiyorum çeşmi siyahım.....&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p class="MsoNormal"&gt;ben ağlayamadım garip bir hüznüm vardı, hem kaybetmiş hem kazanmış hissediyordum. Diğerlerini fark edemedim ama meczup gözlerini hiç açmadı biz oradayken… ıslaktı…&lt;/p&gt;     &lt;p class="MsoNormal"&gt;rahmet olsun… şâd olsun…&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115320380519660639?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115320380519660639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115320380519660639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/hafta-sonu-oldu-bir-ok-ey-ama-hafta-ii.html' title='hafta sonu oldu bir çok şey, ama hafta içi düşündüm bazılarını...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115291509770912341</id><published>2006-07-15T01:05:00.000+03:00</published><updated>2006-07-15T01:11:37.736+03:00</updated><title type='text'>cuma akşamıydı, narilge yine yalan oldu</title><content type='html'>mandabatmaz, yücel kardeşler ve sohbet... güzel şeyler oluyor dünya da, üzücü şeyler de oluyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fal baktı şair olan kardeş, yüksel alçal, hayat öyle bişi...&lt;br /&gt;devamını getirdi yazar olan kardeş, bi çıkış yolu var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kim öle kim kala derler... bende bir şey demiş olayım : nasip....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115291509770912341?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115291509770912341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115291509770912341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/cuma-akamyd-narilge-yine-yalan-oldu.html' title='cuma akşamıydı, narilge yine yalan oldu'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115278248074107407</id><published>2006-07-13T12:18:00.000+03:00</published><updated>2006-07-13T13:24:49.083+03:00</updated><title type='text'>alıntı yine</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;br /&gt;gözlerimi tuttum önce&lt;br /&gt;hastalık ıslanmalarıydı bunlar.&lt;br /&gt;üzülmek, gerçeğini arayan his&lt;br /&gt;akıl sağ olsun &lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;            / (aslında bundan emin değilim)&lt;br /&gt;zahire çıkınca sevgi,&lt;br /&gt;kerem de bir aldanış.&lt;/p&gt;           &lt;p class="MsoNormal"&gt;en anlamlı koşan insan&lt;br /&gt;kadınsa iki tepe arası bulur suyu&lt;br /&gt;                            yoksa kıyamet kopar&lt;br /&gt;ıslanır çöl&lt;br /&gt;yada erkek koşsun mecnun mesela&lt;br /&gt;ahh mecnun&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;çöl, yine çöl…&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;26.06.06&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115278248074107407?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115278248074107407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115278248074107407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/alnt-yine.html' title='alıntı yine'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115269083038436796</id><published>2006-07-12T10:43:00.000+03:00</published><updated>2006-07-12T10:56:56.350+03:00</updated><title type='text'>:)</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4824/2183/1600/cocuk%20ismail2.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="191" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4824/2183/320/cocuk%20ismail2.jpg" width="284" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;neden bu kadar keyifli olduğumu hatırlayamadım bir türlü... ama bu halimi görünce mutlu oldum... muhtemelen 2 - 3 yaşındayım. benim tanıdığım ilk evim... almanya da klasik bir işci türk ailesi evi. o zamanların kasiklerinden, şimdi değişmiş hepsi, hatta bizim evde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eski ve güzel ev....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özledim galiba....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115269083038436796?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115269083038436796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115269083038436796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/blog-post.html' title=':)'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115263053096809461</id><published>2006-07-11T18:08:00.000+03:00</published><updated>2006-07-11T18:08:50.993+03:00</updated><title type='text'>bundan sonra biraz da</title><content type='html'>ipim kuşağım... modu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115263053096809461?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115263053096809461'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115263053096809461'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/bundan-sonra-biraz-da.html' title='bundan sonra biraz da'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115251400642234554</id><published>2006-07-10T09:44:00.000+03:00</published><updated>2006-07-10T09:46:46.436+03:00</updated><title type='text'>hayy - at</title><content type='html'>zincirleme bir kaza*nın içindeyim, / iz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;* kazaya ve kadere iman kısmı var...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115251400642234554?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115251400642234554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115251400642234554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/hayy-at.html' title='hayy - at'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115240464702863987</id><published>2006-07-09T02:55:00.000+03:00</published><updated>2006-07-09T03:30:49.260+03:00</updated><title type='text'>hayat bir yanıyla güzeldir</title><content type='html'>bi duam daha kabul olmuş... hamd olsun...&lt;br /&gt;artık daha az dua edeceğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayalin bitmesi, bana ait olmayan görüntüler var zihnimde... bana ait değil bunlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir savaş sonrası üzüntü... düşman tarafındaydılar, ama gönülleri bizden yanaydı... ne olacak... haber gelir, yerimiz darmıydı ki gitmediler... yer darmıdır ki gitmiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;... zapt edemez buralar beni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında beklediğim oldu hamd olsun... ben aciz bir kulunum ya rab.. aciz beklentilerim var, sen doğrusunu bilensin, aciz beklentilerimden koru beni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamd olsun dua kabul oldu, daha az dua etmeli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra imanını kıskandığım eba bekir... duası geliyor aklıma, boğazımda kalıyor... o kadar büyümeyecek kadar küçüğüm... affet rabbim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında neler vardı aklımda hatırlamıyorum... aklım gitti, gülüyormuyum ki acaba...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aciz öldü... aciz öldü... kıldık cenazesini, platon ben ve meczub... helal olsun hakkımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamd olsun ki ölüm var rabbim... ne güzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir kaç yıldır ağlayamıyorum. ağlamam lazım, gözlerim ağırıyor, ağlamam lazım, lütfen rabbim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kıyamet koptu, kıyametten sonrası nasıl olur ki... hesap kitap... beni benden iyi bilen, hesabım kitabım sende, ya vekil, ya velî...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabah herşey geçer diyorum... ne biçim bir dünya, herşey geçiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana ait olmayan görüntüler bunlar....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütün düşünce yapımı değiştirmeliyim... herşeyimi değiştirmeliyim... hiçbir şey anlamamışım... hiçbir şey anlamamışım... yanlış düşüncelerim varmış, yanlış ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamd olsun bildim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmeseydim de olurdu, hamd ederdim... daha az dua... daha çok hamd... aslında hiçbirimiz yokuz, bütün herşey bir var olma çabası... olmayanın varolma çabası nedir rabbim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çığlık atmak geliyor içimden... ama birileri rahatsız olabilir... kimseyi rahatsız etmeye hakkımız yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aklım giderek bulanıyor... son zamanlarda sebebini bilmediğim bütün düşüncelerin, korkuların, sıkıntının sebebini buldum... aklım giderek bulanıyor... nefret etmemem lazım... affet beni ve aklımı rabbim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu da geçer ya hû...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonrasını da düşünmüştüm aslında, ama şu an, hiçbir düşünce kalmadı aklımda, daha doğrusu değeri kalmadı... bana ait olmayan görüntüler bunlar... bir mağara var, ve korku, ve endişe ve kaçış... isyan mı ediyorum... isyan etmekten koru beni rabbim...&lt;br /&gt;hamd olsun daha çok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiçbir işe yaramayan kulunu öyle düşündüğü için affet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;napıyorum ben yazarak... bulanmış aklım giderek daha da bulanıyor... gözlerim ağırıyor rabbim, esirgeme rahmetini, dökülsün yaşlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yarın, belki bunları okuyunca sileceğim, ve herşeyi sileceğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yada silmem... hatırlamak için ne yapılıyorsa-ydı galiba...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki bir gün kendimi de severim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gitmek mi geliyor aklıma... bunu yapamayacak kadar kabul edebiliyorum bir çok şeyi... en az kendimi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamd olsun beni koruyana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne olacak şimdi..... ? ? ??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herkesin istediği oldu, neye şikayet ediyorum..........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana ait olmayan görüntülerden, küçükayasofyada gülümseyen bir yüz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sahiplenme hissi iğrenç bir şey... kimsin desin biri....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamd olsun rabbim ki, benim düştüğüm kuyunun dibi yok, girdiğim denizin kıyısı yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bütün bunları bir gün gülerek hatırlamak ahlaksızlıktır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamd olsun ki duamı kabul ettin rabbim. bundan sonra daha az dua etmeli, daha çok şükretmeli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayırlar fethola, şerler def ola...&lt;br /&gt;aşıklar şad ola, olmayanlar aşık ola...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gülümsüyorum bir yandan, duam da kabul oldu diye... ama daha az dua etmeli...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115240464702863987?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115240464702863987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115240464702863987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/hayat-bir-yanyla-gzeldir.html' title='hayat bir yanıyla güzeldir'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115235577423078412</id><published>2006-07-08T13:30:00.000+03:00</published><updated>2006-07-08T13:51:37.913+03:00</updated><title type='text'>dalgalandım da duruldum diye bir şarkı vardır, güzeldir...</title><content type='html'>bir kaç gün epeyce kötü geçti. sıkıntılı ve korkulu. ne korkunun nede sıkıntının sebebi vardı, yada ben bilmiyordum en azından... sıyırmak üzereydim, oynamaya başlamıştım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;platon ve meczub duymuş bunu, geldiler hemen. noluyor sana diye sordular. ben hala oynuyorum bi yandan... aldılar götürdüler beni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ıssız bi yerdi gittiğimiz yer, karanlıktı. deniz vardı, yakındık denize... uzun süre sessiz kaldı herkes, bi dalga sesi geliyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oyna dedi birden meczub. istediğin kadar, rahatça oyna şimdi... oynayamadım, utandım... gözlerim doldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyin var diye sordu bu sefer platon... neyim var ? dedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyin olmasını istiyorsun diye sordu... neyim olsun ? dedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dalga sesleri çoğalmaya başladı... epeyce gürültülü oldu... yorgundum, uykum vardı, gözlerim kapanıyordu... meczub mırıldanmaya başladı :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hüseyin beyhuda ah etme nâçar&lt;br /&gt;bir kapı örterse birini açar&lt;br /&gt;buna dünya derler hepisi geçer&lt;br /&gt;hangi günü gördün akşam olmamış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uyuyakaldım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115235577423078412?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115235577423078412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115235577423078412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/dalgalandm-da-duruldum-diye-bir-ark.html' title='dalgalandım da duruldum diye bir şarkı vardır, güzeldir...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115213000851348177</id><published>2006-07-05T23:04:00.000+03:00</published><updated>2006-07-05T23:06:48.513+03:00</updated><title type='text'>insan bazen</title><content type='html'>kalbiyle bulduğunu aklıyla yitirmek için çabalıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gel keyfim gel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oooohh...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi şopar eksik, bi klarinet, ne güzel oynardık şimdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yandan yandan aciz yandan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;platonda gelsin oooohh...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115213000851348177?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115213000851348177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115213000851348177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/insan-bazen_115213000851348177.html' title='insan bazen'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115209246965404312</id><published>2006-07-05T12:26:00.000+03:00</published><updated>2006-07-05T12:41:09.693+03:00</updated><title type='text'>2y alsam eksem denize, 1 hayat çıkarmı ? (y bilinmeyen rakam,z gibi,x gibi)</title><content type='html'>oscar wild demişti : "hepimiz bir bataklıkta yaşıyoruz, bazılarımız yıldızlara bakıyor"... 2001 senesi... o zaman böyle düşünüyordum, hatta bir ara öğrenci evinde kalıyorken, yatağımın yanı başında yazılıydı bu söz... sonra öyle değil diye direttim uzun zaman... uzun zaman geçti, o zamana dönmek için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyin var ? sorusunu bazen sevmiyorum. insan bilmediğini sevmiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;meczub " boş ver" dedi, nasıl olacağını söylemedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün dışarı çıksam yemek yemek için diyorum. ne değişir peki ?&lt;br /&gt;değişim bekleme alışkanlığı nereden gelir insana. herakleitos da bazen yalancı... kalmadı eski dereler, sular seller, neler neler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şems rebab çalmaya başladığında ben elimdeki kalemi bırakmıştım. çok titriyordu. artık kalem yerine klavye kullandığımız için olsa gerek, şemsi duymaz oldum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan da bi yere kadar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115209246965404312?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115209246965404312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115209246965404312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/2y-alsam-eksem-denize-1-hayat-karm-y.html' title='2y alsam eksem denize, 1 hayat çıkarmı ? (y bilinmeyen rakam,z gibi,x gibi)'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115195876975250025</id><published>2006-07-03T23:08:00.000+03:00</published><updated>2006-07-03T23:39:57.233+03:00</updated><title type='text'>sahil kasabasına kaçmak da vardı aklımızda...</title><content type='html'>bugün ofiste ya elektrikler yoktu, yada internet bağlantısı çok kötüydü. yazacaktım, bir türlü yazamadım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi selanik türküsü vardı, onun nakarat kısmı takılmıştı sabah aklıma, nakaratla beraber ryu. sevgili ryu için söylüyor koromuz :&lt;br /&gt;"aman ölüm zalim ölüm üç gün ara ver&lt;br /&gt;al başımdan bu sevdayı götür yare ver"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra yoğundu da aslında gün, ofisteki arkadaşların çoğu tatildeydi, döndüler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siyaset de konuşuldu, sevmiyorum siyaseti....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;akşam iş çıkışı, uzun zaman sonra çağaloğluna geçtim kitap almaya. ne zamandır alacaktım, fırsat olmamıştı... futuhat 1 - 2... 3 de çıkar inşallah yakında... sonra devamı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şair vardı yanımda. üsküdara geçtik. sobet ettik çınaraltında. derken halka büyüdü de büyüdü.... büyümeden konumuz sevmekti. insan neden sever, neyi sever, ne kadar sevmeli v.s. v.s. ve... bu konuyu aşamadık hamd olsun. futuhat da demişken ibn arabi hazretlerinin futuhatta ilahi aşk kısmından da alıntı yapalım, hem aşamadığımız konuya da ışık tutsun...&lt;br /&gt;"bil ki sevgi makamı çok yüce bir makamdır,&lt;br /&gt;gene bil ki sevgi varoluşun aslıdır"...&lt;br /&gt;biz o makamda olduğumuzu idda etmiyoruz, haşa. olma ümidi taşıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra şair vapurda demişti ki, noldu platona, hiç aramıyorsun sormuyorsun. nicedir haber yok... onla da görüştüm sonrasında ama ondan önce başka bi olay var onu anlatayım.&lt;br /&gt;otobüse bindik bi arkadaşla, üsküdardan. bi hatun bindi bizden önce, çaprazımızda oturuyordu. dışarda da sevgilisiydi galiba, otobüsün kalkmasını bekliyor. şehirler arası otobüste gibi hissettim. sanki uzak bir ayrılığa gidiyormuşuz gibi. gözleri doluydu hatunun. sevgilisi de pek üzgün duruyordu otobüsün dışında. kızın elinde iki beyaz gül. ayrılık solgunluğu üzerlerinde. gül de sevmez topraktan ayrılmayı... gözleri doluydu... pay çıkarttım onlardan izinsiz ve habersiz... insanın ayrılacğı olmuyorsa, ayrılmak bile güzel, bir varlık olarak beliriyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yolda bitti. eve yürümem gerekiyordu, platon duraktaydı. sağolsun eşlik etti... gün boyunca olan biteni anlattım. şairle sohbetimizi, sonra otobüsteki hatunu, kalan sevgilisini... nedir dedim gözleri dolduran... dedi ki : "gül için toprağın vazgeçilmezliği ona hayat vermesi değildir, ortak bir varlığı paylaşmaktır..."&lt;br /&gt;yani ne demek bu diye sordum. dedi ki :" yani demek ki, toprağın da, gülün de hayata birbirleri dışında bağlandıkları noktaları vardır. ama hayatlarının özü, yaşama sevinci, küçük de görünse ortak olarak hayata tutundukları kısımdır. orası sağlam olduğunda, geri kalan açılardan da hayata gülerek, sağlıklı olarak tutunabilmektedirler"...&lt;br /&gt;sonra yürüdük, evin önüne geldik, eve buyur ettim. başka bir işi varmış, nazikçe izin isteyip kayboldu sokağın sonunda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evdeyim... bazen evde olmak insana evde olduğu hissini vermeyebiliyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115195876975250025?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115195876975250025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115195876975250025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/sahil-kasabasna-kamak-da-vard-aklmzda.html' title='sahil kasabasına kaçmak da vardı aklımızda...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115178541468583450</id><published>2006-07-01T23:22:00.000+03:00</published><updated>2006-07-01T23:23:34.686+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>elektrikler kesildi, çok karanlık oldu, çok karanlık güzel bir şey... kimse yoktu sanki..&lt;br /&gt;acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimse mi yok ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimse yokmu ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115178541468583450?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115178541468583450'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115178541468583450'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/elektrikler-kesildi-ok-karanlk-oldu-ok.html' title=''/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115174346542557113</id><published>2006-07-01T11:38:00.000+03:00</published><updated>2006-07-01T11:44:25.440+03:00</updated><title type='text'>3 5 7 9 1</title><content type='html'>her yerim ağırıyor. pek keyifsiz bir sabah... cumartesi...&lt;br /&gt;çamlıca yordu beni galiba.. nargilede güzeldi... kahve içemedim dün... keyifsizlikte güzel olmalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:'(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;linkteki eser güzeldir, tavsiye ederim, sevgili şair sağolsun...&lt;br /&gt; &lt;a href="http://www.hemenpaylas.com/download/1091774/06_-_NERGIS_HANIM_-_Indim_Yarin_Bahcesine_.mp3.html"&gt;http://www.hemenpaylas.com/download/1091774/06_-_NERGIS_HANIM_-_Indim_Yarin_Bahcesine_.mp3.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve dün gece yazmak vardı aklımda, başka şeyler düşünebilmiştim, ama dün gece de geçti, gelmez artık o başka şeylerde...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115174346542557113?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115174346542557113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115174346542557113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/07/3-5-7-9-1.html' title='3 5 7 9 1'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115167978384309505</id><published>2006-06-30T18:01:00.000+03:00</published><updated>2006-06-30T18:03:03.880+03:00</updated><title type='text'>alıntı</title><content type='html'>Yakut, mine, zümrüt bana birdir kayalarla.&lt;br /&gt;Bir gül dikeninden kanayan el neme yetmez?&lt;br /&gt;Kaşâne, sedir, sırma, ışık onların olsun&lt;br /&gt;Bir köhne kitap, bir sarı kandil neme yetmez.?&lt;br /&gt;Canım dediğim sevgililer, hep, senin aksin&lt;br /&gt;Ruhumla dolan can ikizim, nurdan o cismin.&lt;br /&gt;Nalân, virân, giryânım aman&lt;br /&gt;Mahrûm, mahsûn, mehcurûm aman&lt;br /&gt;Bir köhne kitap, bir sarı kandil neme yetmez?&lt;br /&gt;Bir çölde biten dal gibi ıssızsa bu gönlüm,&lt;br /&gt;Dost âleminin ettiği kem söz neme yetmez?&lt;br /&gt;Vardır anacak bir gün olup ismimi elbet&lt;br /&gt;Bir servinin altında dolan göz neme yetmez?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zannımca rahmetli çinuçen tanrıkorur'a ait...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115167978384309505?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115167978384309505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115167978384309505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/alnt_30.html' title='alıntı'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115164755279708598</id><published>2006-06-30T08:55:00.000+03:00</published><updated>2006-06-30T09:05:52.816+03:00</updated><title type='text'>rım rım rımrım...</title><content type='html'>dün akşam aciz geldi bana. oturduk biraz sohbet ettik. keyifsizdi ama nedenine ilişkin bir şey söylemedi, muhtemelen kendi de tam olarak bilmiyordur. ağzından laf alamayınca sazı uzattım, biraz çalsın, belki oradan anlarız derdini diye... epeydir çalmadığı için, biraz yabancılık çekti saza.  bir kaç ses çıktı önce, derken "çanakkale içinde" çalmaya başladı. son dönemlerde benimde aklımda olan bir türkü. garip bir hüzün... sonra yine belli belirsiz sesler çıktı sazdan, bir iki türküye başlayacak gibi oldu, devamı gelmedi. öylesine dolandı epeyce bir müddet sesler arasında. sonra biraz durakladı. sessiz kaldı, ve yine başladı...&lt;br /&gt;"bir güzelin aşığıyam erenler&lt;br /&gt;onun için taşa tutar el beni"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elleri eskisi gibi değil, parmakları zorlanıyor artık... gözlerim doldu benimde, türküden midir, onun halinden mi anlamadım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pir sultan'a rahmet olsun....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gündüz hayalimde gece düşümde&lt;br /&gt;yerden yere savuruyor yel beni...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115164755279708598?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115164755279708598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115164755279708598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/rm-rm-rmrm.html' title='rım rım rımrım...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115147776782289200</id><published>2006-06-28T09:42:00.000+03:00</published><updated>2006-06-28T09:56:07.836+03:00</updated><title type='text'>aman doktor canım cicim doktor...</title><content type='html'>dün akşam geç vakit çamlıcaya gittim. bir bekarlığa veda toplaşması vardı. arkadaşlar evlenmeden önce rahatça son bir akşam çıkmak istemişler :), beni de çağırdılar sağolsunlar. cumartesi tabip'in düğünü var nasipse, dua edelim mutlu olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse mesele başka, cumartesi için organizasyon varmı diye sordum, yani arkadaşlarla beraber gidelim, asosyalim ben, giremem yalnız  ortama diye. kime sorduysam nişanlısıyla gidiyormuş. ayrıca iki ay içinde yarısı evleniyormuş felan. haydaa dedim... yalnız hissettim kendimi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yönetmen de evleniyor yakında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendime daha genç arkadaşlar bulmam lazım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu arada tabipe dua ederken, diğer arkadaşlarada dua edelim, onlarda mutlu olsunlar, hayırlı bir evlilik yaşasınlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115147776782289200?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115147776782289200'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115147776782289200'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/aman-doktor-canm-cicim-doktor.html' title='aman doktor canım cicim doktor...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115135036459763378</id><published>2006-06-26T22:26:00.000+03:00</published><updated>2006-06-26T22:32:44.623+03:00</updated><title type='text'>önce kıyamet vardı...</title><content type='html'>meczub dedi ki: " kıyamet koptuğunda sadece aşıkların yüzü gülecek. çünkü kıyamet, aşığın sevgilisinde kaybolduğu andır, budur yıkıcı dedikleri.."&lt;br /&gt;sordum :" peki aşık olmayanların durumu?"&lt;br /&gt;dedi ki : " onlarda kendilerinde yok olacaklar. aşık için kıyamet bir coşku iken, onlar için eziyet olacak. biri sevgilisine kavuşurken, diğeri kendi çirkinliğinde kaybolup gidecek..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115135036459763378?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115135036459763378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115135036459763378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/nce-kyamet-vard.html' title='önce kıyamet vardı...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115118912564624076</id><published>2006-06-25T01:30:00.000+03:00</published><updated>2006-06-25T01:45:25.660+03:00</updated><title type='text'>dostlar düşünürken görsün...</title><content type='html'>mezuniyet vardı kartalda, oraya gittim. biraz geç gittim, erken ayrıldım. makbul olan ziyaret... uzun zamandır görmediğim bazı arkadaşları gördüm. iyi oldu. bazı arkadaşlarla da karşılaşamadık, üzüldüm, başka zamana inşallah...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşlanmışız bu arada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çamlıca, ryu, im ve nargile olayına girdik... güzeldi... maalesef ryu yarın gidiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabah erken kalkmam lazım. pazar sabahı erken kalkmam lazım. saaat epeyce geç oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bide,&lt;br /&gt;saati geçmeden yaşanan hayatın hesabı şaşırmadan verilebilir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115118912564624076?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115118912564624076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115118912564624076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/dostlar-dnrken-grsn.html' title='dostlar düşünürken görsün...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115116421179055699</id><published>2006-06-24T18:49:00.000+03:00</published><updated>2006-06-24T18:50:11.803+03:00</updated><title type='text'>bu kime söylenir ?</title><content type='html'>cemalin görenler istemez cennet&lt;br /&gt;sen huri gılmandan güzelsin güzel&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115116421179055699?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115116421179055699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115116421179055699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/bu-kime-sylenir.html' title='bu kime söylenir ?'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115110539767644894</id><published>2006-06-24T02:13:00.000+03:00</published><updated>2006-06-24T02:29:57.690+03:00</updated><title type='text'>çok istememek lazım... hiç istememek lazım... istememek de ne ola ?</title><content type='html'>mandabatmazdaydık. faruk, davut ve ben... güzeldi sohbet, sakindi, dinlendiriciydi. o kadar ki, o dinlenmiş hal uzun süre devam edemezdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üsküdara geçtim, sevgili ryu'nun yanına. biraz geç olmuştu ama sağolsun bekledi.  güzeldi onu görmek, üst üste bu kadar güzellik hiç devam etmezdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pur'u da görmüş olduk kısa bir süre için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cep telefonları var, eskiden yoktu... bende de var şimdi, kullandım ve günün süprizi, ve offf...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra yönetmen geldi, sonra çınaraltı, sonra geç bir saatte evdeyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ahlaksızlık şiddeti doğurur... çivi çiviyi söker... yada her koyun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dikkat etmek lazım, deveye sormuşlar, boynun neden eğri? , doğru nedir ? diye cevap vermiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalanı sevmemek lazım... sevmiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir terslik var, istikrarla devam eden bir terslik var. hayırlara gitsin, allah yardımcımız olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son olarak, benim adım hiçbir ortamda anılmaya deymez...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115110539767644894?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115110539767644894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115110539767644894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/ok-istememek-lazm-hi-istememek-lazm.html' title='çok istememek lazım... hiç istememek lazım... istememek de ne ola ?'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115083409608221468</id><published>2006-06-20T22:47:00.000+03:00</published><updated>2006-06-20T23:08:16.103+03:00</updated><title type='text'>atım araptır benim ammaaaaaaaan</title><content type='html'>ben aslında sinirli bir insan değilim. çok sinirleniyorum son zamanlarda, özellikle ev halkına... hiç hoş değil, hiç hoş değil, hiç hoş olmayan bir şey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;... bu yıl böyle giderse halim haraptır benim... diyor, serhoşum da diyor türkünün devamında... ben değilim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eskiden ne güzel sürme çekerdim gözlerime, artık çekmiyorum, saçları kısaltınca sürme sürülmezmiş gibi geliyor. çok saçma... sürme çekeyim ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra ılgar bizi neylesin, kalk gidelim sazlaraaaaa vay vay...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;misket havası vardır, eğlencelidir felan, oynamak için çalınır. oysa bir ağıttır. misket lakaplı bir hatun vardır, ufak tefek, güzel bir şey. onu seven bir çocuk vardır, bide başka bi adam sevmiştir. zamanın delikanlılarından, efelerinden. ikiside kızı ister, çekişme başlar. meydanda paylaşılsın kozlar denir. başlarlar dövüşe. epeyce sürer, büyük olan delikanlı rakibine hayran kalır, bu gence yazık olur der, geleceğin önemli delikanlısıdır. vaz geçer mücadeleden. bayram havası başlar, genç için kutlamalar olur. kızın evine doğru gidilir, düğün alayı. merak ve heyecanla bekleyen kız gelenleri görebilmek için elma ağacına çıkmıştır. yakınlaştıklarında ağacın dalı kırılır, kız düşer ve ölür... ama hareketli çalarlar, oyun havası gibi, benimde oynayasım gelir her defasında, ama hüzünlenirimde bir yandan... belki düşmediğini varsayarlar kızın... yada belki ben yanlış okumuşumdur hikayeyi... daracık daracık sokaklar, misket şeker yuvarlar, ben miskete doymadım, doysun kara topraklar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bide ankara da yedim taze meyvayı vardır... o çok kötü yapar insanı... babamın oğlu var, anam ağlasın dediğinde utanmıştım sanki benim için söylenmiş gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte hayat bir garip...  hareketlenelin ve ' al yanak allanıyooooor, aman al yanak allanıyooooor'&lt;br /&gt; diyelim... neşete söyletelim veya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bide dinlemediyseniz, mutlaka neşet ertaştan 'evvelim sen oldun ahirim sensin' i dinleyiniz.. muhakkak ki dinleyiniz... sonra unutunuz. unutmak güzeldir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimle çeliştim, ama o kadar kusur kadının kızında da olur, kendisinde de...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115083409608221468?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115083409608221468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115083409608221468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/atm-araptr-benim-ammaaaaaaaan.html' title='atım araptır benim ammaaaaaaaan'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115058238168012550</id><published>2006-06-18T01:06:00.000+03:00</published><updated>2006-06-18T01:33:19.320+03:00</updated><title type='text'>gz 250</title><content type='html'>elimi yaktım, yazılışını tam olarak bilmediğim, ama egzos dediğimde anlaşılacak parçada. bu arada cihazı kullanmak çok zor değil, bi tur attım, sonra arkadaş bindi arkaya. atladık, sahilden atölyeye gittik, sonra ordan gece eve geldim... cihazın hala bazı kusurları var, kıl oldum... ama hamd olsun, güzel bir şeymiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yani at tamam, silaha da karşıyım zaten...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115058238168012550?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115058238168012550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115058238168012550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/gz-250.html' title='gz 250'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115031321455294103</id><published>2006-06-14T22:09:00.000+03:00</published><updated>2006-06-14T22:26:54.730+03:00</updated><title type='text'>her defasında bir başlık düşünmek yorucu olabiliyor bazen</title><content type='html'>- insanlara güzel sözler söylemek güzeldir. yanlış anlaşılsa da güzel söz söylemek lazım dedi platon. farklı anlaşılsa da güzel söz söylemek önemlidir. bütün yanlış anlamalara karşın, tebessüm etmişse söz söylenen insan, ne güzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ablamın düğününü yapmayı düşündüğümüz yere gittik bu akşam, konuştuk. inşallah orada olur, ablam da mutlu olur... hiç sevmem düğün muhabbetlerini. ama mutlu olacaksa neden olmasın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- sonra bugün noterdeydim, noterler kötü yerler. gereksiz yerler de aynı zamanda. bi alım satım işlemi vardı, hayırlı olur inşallah...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- artık ofiste daha çok eleman çalışıyor. yaz sezonunda böyle olacak en azından. 5 - 6 tane genç geldi. yoruldum sürekli çevremde insan görmekten. güzel yanları da var tabi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- sonra annemle eve dönerken sağdan soldan muhabbet ettik. ağırlıklı olarak da düğün muhabbeti. nasıl olur, nasıl yapsak. sonra sende hazırlan yavaştan dedi, güldüm... çok var daha dedim, çoook...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- yağmur yağıyor bir kaç gündür istanbulda. seviyorum ben yağmuru. ve aklıma 2000 yazı geliyor. beylerbeyi, göndürğüm en şiddetli yağmur, tamamen ıslanmıştık, hatta ofise girdikten sonra üstümüzdeki çamuru atmak için direk elbiselerle duşa girdik... beylerbeyi sokaklarında bir ben, bir yönetmen. 'herşey çok güzel, çok çok çok güzel' diye bir şarkı vardı dilimiz de... oysa güzel olan sadece yağmurdu, ve o an herşeyimiz yağmurdu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- malatyada yağmur yağması için toplu dua edelim, yağmur bekleyen var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- birde benim için dua edelim : 'kazasız belasız kullanmak nasip etsin allah' diyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- birde, güzel sözler söylemek önemlidir. elden geldiğince insanlara iyilik etmek güzeldir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115031321455294103?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115031321455294103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115031321455294103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/her-defasnda-bir-balk-dnmek-yorucu.html' title='her defasında bir başlık düşünmek yorucu olabiliyor bazen'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115018144579410292</id><published>2006-06-13T09:43:00.000+03:00</published><updated>2006-06-13T09:50:45.810+03:00</updated><title type='text'>bayram..</title><content type='html'>dün akşam, evvelce organize ettiğimiz şekilde kısıklıda buluştuk, sevgili ryu,im bide ben... sonra aktık aleme...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nargilenin kelimeleri taşıma gibi bir özelliği yoksa da, duyguları taşıyabiliyor ortamda dumanını hisseden herkese. hava güzeldi, boğaz güzeldi... ryu güzeldi... bir müddet ayrı kalmanın verdiği özlem ve sonrasında ki kavuşma eşsiz bir heyecan. sonra bide ayrlığın verdiği ayrıca bir olgunluk oluyor galiba. hepimiz biraz aynıydık, ama aynı zamanda biraz da farklı. güzel bir sohbetti, nargile güzeldi... sağolsun ryu bize ingiltere ve ingiliz insanı üzerine derin incelemelerinden bahsetti. paris üzerine çok duramadık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra tekrar görüşmek üzere, nargilenin üzerinden közü indirdik...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115018144579410292?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115018144579410292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115018144579410292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/bayram.html' title='bayram..'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-115005360155881222</id><published>2006-06-11T22:06:00.000+03:00</published><updated>2006-06-11T22:20:01.580+03:00</updated><title type='text'>şu uzun gecenin gecesi olsam...</title><content type='html'>hafta sonları nedense çok çabuk geçiyor, bilim buna hiçbir şey yapamadı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama nedir, bu hafta sonunun çabuk geçmesi bizi rahatsız etmedi. neden ? çünkü yarın farklı bir pazartesi. yarın akşam farklı bir pazartesi akşamı. ryu uçakta olsa gerek şu an. nasip olursa, ölmeden bir dem sürülecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün uzun sayılacak bir zamandır görüşmediğim bazı arkadaşlarla görüştüm.  yaşımız ilerlermiş, ama işte belli kalıpları aşamadık, aynı dertlerden muzdaribiz...bunun güzel yanı nedir, insana kendini genç hissettiriyor. olumsuz yanları nedir... hiç saymayalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hala motorumu alamadım. ama artık alamamak alışkanlık yaptı. ilk zamanlar ki tepkiyi vermiyorum . yavaş yavaş terbiye oluyoruz... ne bitmez tamirmiş de diyorum ama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;i.hakkı demircioğlu çalıyor, yad eller duymadan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çinili cafe günleri geldi aklıma. " ismail hakkı burda mı"... çok yaşa shigi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cumartesi hocamın yanına gittim. güzeldi. az da olsa konuştuk. bir şeyler anlattım... dinledi, sordu....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir şeyler olabilir...  iki gümüş kılıç, dönmedim arkama, bakmadım yüzüne güneşin. sonra kesip biçen adama sarıldım, biz kesip biçmedik felan... zamanları farklı, önce anlatılan her zaman önce olmaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biraz keyifli gibiyim, hayırlara gitsin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-115005360155881222?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115005360155881222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/115005360155881222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/u-uzun-gecenin-gecesi-olsam.html' title='şu uzun gecenin gecesi olsam...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114984722325249117</id><published>2006-06-09T12:57:00.000+03:00</published><updated>2006-06-09T13:00:23.263+03:00</updated><title type='text'>alıntı</title><content type='html'>sevgili düş hekimi sağolsun, bir şiirini paylaştı benimle, hatta buraya koymama da müsade etti.. kendisine dünya adına teşekkür ederim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sözlükleri açıyorum, senden yana çevirmiş gözlerini kelimeler&lt;br /&gt;hoşuna gidecek tüm fiillerin öznesi olayım diyorum…&lt;br /&gt;bir tek hasret kalıyor bana…&lt;br /&gt;hicrânın doluyor içime&lt;br /&gt;tükeniyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---&lt;br /&gt;"hoşuna gidecek tüm fiillerin öznesi olayım diyorum"... çok güzel bir ifade... eline, gönlüne sağlık...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114984722325249117?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114984722325249117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114984722325249117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/alnt_09.html' title='alıntı'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114977906277796346</id><published>2006-06-08T18:01:00.000+03:00</published><updated>2006-06-08T18:04:23.403+03:00</updated><title type='text'>alıntı...</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: left;" class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;konuşabilen küllerin konuştuğu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;p style="text-align: left;" class="MsoNormal"&gt;külleri savruluyor&lt;br /&gt;bilmem kaçıncı kez Mansurun&lt;br /&gt;düşmeden yere&lt;br /&gt;yer titriyor&lt;br /&gt;bilmem kaçıncı yıl Mansurun...&lt;/p&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;p style="text-align: left;" class="MsoNormal"&gt;düşmeseydin Aşk‘a&lt;br /&gt;yüzülmeseydi derin Mansur&lt;br /&gt;doyamadan yanmaya&lt;br /&gt;kül olduk Mansur...&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;p style="text-align: left;" class="MsoNormal"&gt;ne öğrendik&lt;br /&gt;kim gerçekten Aşık Mansur&lt;br /&gt;külü göğe savrulanmı&lt;br /&gt;savuranmı Mansur...&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: left;"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;p style="text-align: left;" class="MsoNormal"&gt;küllerin dili olmaz&lt;br /&gt;konuşmayalım Mansur&lt;br /&gt;verecek cevabım yok bu sınavda&lt;br /&gt;Aşk‘dan başka Mansur...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114977906277796346?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114977906277796346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114977906277796346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/alnt.html' title='alıntı...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114976236578174247</id><published>2006-06-08T13:04:00.000+03:00</published><updated>2006-06-08T13:26:05.796+03:00</updated><title type='text'>aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa hh</title><content type='html'>bir kaç büyük kusur dışında kötü bir insan sayılmam, zorlansam iyi biri bile olabilirim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçen cuma akşamı şairle taksimdeydik, güzel bir sohbetti, kaç gündür bahsedeceğim, bir türlü fırsat olmadı, yada o akşam da bahsi geçen konu kendini ispat etmiş oldu. filozof çok yaşa, iyi gün dostu olmak zor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evde bir telaş var, yıllardır boş yere duran eşyalar boşaltılıyor. nedense bana ait bir çok eşya da boşmuş gibi kaldırılmak isteniyor. kitaplar, sazlar v.s.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan gittiği yere kendini götürmemeli, gereksiz bir şey oluyor yoksa gitmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir uğursuzluk var üzerimde, hayırlara gitsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaz geldi, amele yanığı dediğimiz tarzda yanacak vucudumuz, hiç sevmiyorum... almanyadayken yaz boyu havuzda olurduk, türkiye'ye gelmediğimiz zamanlarda. ben denizden korkarım, çok fazla açılamam ama havuz çok rahattır. köpek balığı olmaz... işte köpek balığı korkusu var bende, dalga geçiyor insanlar. ki hangi korku mantıklı ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün akşam evde atılmaması gereken eşyaları seçerken bazı fotolar geçti elime. 4 sene önce filan çekilmişler galiba. teyzemin evinin balkonunda, adalara doğru. saçım epeyce uzunmuş, genelde bağlı oldukları için bunu eskiden anlamazdım, orda açıktılar ve açık halde pek az foto var. uzunmuş, uzun saçı severim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saçlarım evde duruyor, postij midir nedir, ondan yaptırsam da taksam mı napsam ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte insan garip bir mahlukat. ne yapacağını şaşırıyor bazen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra, içimde ki sıkıntı yazmayla geçmiyor. bir kaç kişi ile görüşüp anlamsız anlamsız oturup konuşsak, geyik yapsak biraz üstünü örterim herhalde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;örtmekle nereye kadar insan. bi laf vardı, tam aklımda değil, bir dirhem et bin ayıp mı örtüyordu öyle bir şey... ordan da yırtamam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o yüzden... &lt;span style="font-style: italic;"&gt;üzme kendini zaten yorgunsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;bide, rüyamda birini gördüm, önemsemedim... eskiden olsa, uzun bir müddet mutlu bir şekilde aptal aptal dolanırdım..&lt;span style="font-style: italic;"&gt;.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114976236578174247?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114976236578174247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114976236578174247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa-hh.html' title='aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa hh'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114958837089315607</id><published>2006-06-06T12:53:00.000+03:00</published><updated>2006-06-06T13:06:10.916+03:00</updated><title type='text'>060606</title><content type='html'>bugün büyük günmüş, öyle bir şeyler varmış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün akşam taksim çok kalabalıktı, niye anlamadım, bi olay da vardı galiba.. neyse ki kahve güzeldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eskiden bazı arkadaşlarla mektup yazardık birbirimize. sonra elden teslim ederdik... güzel olurdu, heyecan verirdi o mektupları okumak. mesela sevgili yönetmen yazardı, filozof yazardı v.s. v.s.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra hayat yeni şeylerle tanışıyor, biraz da kendi kendiyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sigara paketleri üzerinde yazan yazılar daha güzel yazılsa, paketin tasarımını bozmasa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir keresinde okuldayken, koridorda sigara içiyorduk, felsefe geyikleri yapıyorduk. çağdaş yaşamcı bi öğretim görevlisi hatun yanımızdan geçerken sigara içtiğimiz için öleceğimizi felan söylemişti. bizde cevaben yaşamak dışında hiçbir şeyin öldürücü olmadığını söylemiştik, anlamamıştı... sonra bir daha bize bir şey söyleyende çıkmadı o koridorda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;koridorda komik günler geçirdik... aklıma geldikçe gülüyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi bir şeyi kötü bir şekilde yapmaktansa, kötü bir şeyi iyi bir şekilde yapmak daha kabul edilebilirdir. biri kırıcı olur, diğeri affedilebilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;platon tatile çıkmış, helal olsun dedim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114958837089315607?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114958837089315607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114958837089315607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/060606.html' title='060606'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114926076451388175</id><published>2006-06-02T17:58:00.000+03:00</published><updated>2006-06-02T18:06:04.533+03:00</updated><title type='text'>shigi...</title><content type='html'>demin flh ile konuşurken laf dönüp dolaştı büyük müzisyen sevgili shigiye geldi. onun zamanında yaptığı bir müzik vardı, acizin yazdığı bir kaç söze  yapmıştı. onu hatırladım ve paylaşayım dedim. melodinin kaydı yok maalesef elimde. sözleri hatırladım, acize sormadan da koyuyorum buraya, kızmaz umarım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;bülbül dahi sana yanar&lt;br /&gt;sitem eder güller sana&lt;br /&gt;sarhoşlara şarap sensin&lt;br /&gt;sitem eder hancı sana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alem aydınlanır senle&lt;br /&gt;yıldızlar söner yanında&lt;br /&gt;ay ışığın senden alır&lt;br /&gt;sitem eder güneş sana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acizim nefesim sensin&lt;br /&gt;gözüm yalnız seni görür&lt;br /&gt;duyduğumda hep sen varsın&lt;br /&gt;sitem eder eller sana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000 senesinden kalma... eski günler.... âh eski günler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114926076451388175?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114926076451388175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114926076451388175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/shigi.html' title='shigi...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114923861916458194</id><published>2006-06-02T11:55:00.000+03:00</published><updated>2006-06-02T11:56:59.176+03:00</updated><title type='text'>doğrumudur...</title><content type='html'>Oscar Wilde der ki: 'Evlilik, hayal gücünün zekâya karşı zaferidir. İkinci evlilik ise umudun tecrübeye karşı zaferidir.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;acaba ?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114923861916458194?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114923861916458194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114923861916458194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/06/dorumudur.html' title='doğrumudur...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114908905670014652</id><published>2006-05-31T18:18:00.000+03:00</published><updated>2006-05-31T18:24:16.740+03:00</updated><title type='text'>pariste kahve....</title><content type='html'>bugün dünkünden de keyifsizdim. sonra ne oldu, büyük insan sevgili ryu aradı. sesini duydum, konuştuk, mutlu oldum. güzeldi sesi, güzeldir zaten ryu nun sesi, duymamış olanlara tavsiye ederim dinlesinler bir gün :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu an havaalanında olsa gerek, parise gidecek, kahve içecek, belki sonrasında nargile için istanbula gelir. büyük bir heyecanla bekliyoruz kendisini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birde sevgili ryu bloguna uzun zaman sonra bir şeyler yazmış... böyle üst üste geldi güzellikler, insan ne yapacağını şaşırıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamd olsun....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114908905670014652?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114908905670014652'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114908905670014652'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/05/pariste-kahve.html' title='pariste kahve....'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114906297298741696</id><published>2006-05-31T11:08:00.000+03:00</published><updated>2006-05-31T11:09:33.000+03:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;insan yaşıyorsa umudunu kaybetmemelidir, çünkü hala ölme ihtimali vardır...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114906297298741696?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114906297298741696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114906297298741696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/05/blog-post.html' title='...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114899119125911020</id><published>2006-05-30T15:03:00.000+03:00</published><updated>2006-05-30T15:13:11.306+03:00</updated><title type='text'>da sein....</title><content type='html'>- iki gündür bir şeyler yazasım var, iki gündür de keyifsizim. keyifsizken yazmayayım dedim, sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- sonra hayattan sıkılmamak lazım diye düşünüyorum, çoğunlukla. sıkılmak bir nevi şükürsüzlük olabilir. insan pek sıkılgandır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bazen yarı anlamlı saydırmak geliyor içimden. o anda ne varsa... hiçbir anlamı yok, ve anlamsız işler yapılmaması gerektiğini de savunurum ben. hatta, ne yaptığın önemli değil neden yaptığını biliyorsan derdim arkadaşlara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- arkadaşlar da var hayatta. biri çıkıp şimdi dese ki, aldırma, neden yaptığını bilmiyorsan da yap içinden ne geliyorsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- içten gelen yapılması istenilen ve yapılmaması gereken yada yapılmaması gerektiği düşünülen bir çok şey acaba yapıldığında nasıl netice verirdiyi görmek güzel olurdu yapmadan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- yapıcı olmak lazım hayatta.... bazen de acaba yıkıcımı ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ne yıktığın önemlidir tabi, işte o yıktığın şey bazen aslında bir konuda yapıcı olmuş olmanı sağlar. ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ama işte bunları düşünmeden, yaptım, ettim, buldum, yıktım v.s. v.s. v.s.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- buda geçer yahu,   yâ hû..................................................&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114899119125911020?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114899119125911020'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114899119125911020'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/05/da-sein.html' title='da sein....'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114877437028988316</id><published>2006-05-28T02:21:00.000+03:00</published><updated>2006-05-28T02:59:33.863+03:00</updated><title type='text'>meczub duymuş, görmüş, - mü konuşmuş</title><content type='html'>leyla mecnundan bahsedecektim ya, şimdiye kısmet oldu. ki çok yorgunum, yeni geldim eve, saat gecenin 02.24 ü. atölyedeydim, gündüz çalıştık, dünyayı kurtardık. sonrasında geyik yaptık ve en sonrasında, gece iyice gece olmaya başlayınca sohbet açıldı birden. kitap okudu hocam, piyasada olmayan bir kitap. "emrenin sohbetleri". 10 yıl önce vefat eden bir melami nin sohbetlerini derleyip kitap yapmışlar, özel olarak basmışlar. çok yararlı oldu. amca çok keyifli biriymiş... neyse, mevzu o değil şimdi... leyla ve mecnun diyorudum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sohbet ediyorduk meczubla, daha doğrusu anlatıyordu ve ben dinliyordum. bir ara aşk meşk geçince tam yeridir diye leyla ve mecnun hikayesini sordum. dedim ki, nedir bunların çektikleri, aşk bu kadar kötü hallere neden sokar insanı ki biz ondan kutsal bir şey bilmeyiz... kavuşmak yokmudur sevgiliye bu kadar seven için... sarmak, sarmaşık gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;meczub bir müddet gülümsedi, sağa sola bakındı. anlatmak ve anlatmamak arasında kararsız kalmış gibi bir hali vardı. birde acaba anlar mı ki diye bakıyordu sanki bana. neyseki anlatmaya başladı :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;leyla ve mecnun hiç ayrılmadılar ki. bütün o anlatılanlar herkesin kandığı bir yalan sadece. mecnun acılar çekmiş, çöllere düşmüş, kurtla kuzuyla arkadaş olmuş, ağlamış sızlamış hepsi yalan... leyla ve mecnun birbirlerine o kadar aşıktılar ki, sen ben, leyla mecnun kalmamış aralarında. her an bir olmuşlardı, birbirleri olmuşlardı. aşıklar kıskançtır, ve korkarlar başka bakışlardan. bu kıskançlık ve korkudan dolayı aşklarını, "bir"liklerini gizlemek istemişler, ve insanları kandırmak, bu hali gizlemek için türlü oyunlar yapmışlar. bakan onları ayrı görürdü, görünüşte ayrıydılar sadece. oysa mecnun konuşurken duyulan aslında leylanın sesi, leyla konuşurken duyulan mecnunun sesiydi. aşk yakıp eritmiyorsa "ben"liği, o aşk değildir. ama eğer aşk "ben"liği yakmışsa, artık benlik kalmamıştır, ve artık sevgili vardır yananın bedeninde. ben sevdim, aşık oldum diyerek sevgiliyi kast eder. ki fuzuli bunu anlamış ve şöyle demiştir :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;kim cananı için canın severse, cananın sever&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;kim ki canı için cananı severse, canın sever&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;----&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;dedi ve sustu meczub. eliyle yüzünü okşayıp gülümsedi ve sonra avuç içini öptü. kendinden geçmişti yine, sormak istediklerim vardı aslında daha ama sonradan soracaklarımın da gereksiz olduğunu anladım, düşününce, düşleyince...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114877437028988316?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114877437028988316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114877437028988316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/05/meczub-duymu-grm-m-konumu.html' title='meczub duymuş, görmüş, - mü konuşmuş'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114864059157089258</id><published>2006-05-26T13:42:00.000+03:00</published><updated>2006-05-26T13:49:51.586+03:00</updated><title type='text'>avazeyi bu alemde .....</title><content type='html'>aslında bugün başka bir şey yazmak vardı aklımda. geçenlerde" meczub ile leyla ve mecnun" üzerine konuştukda, sağolsun bana olayın aslını anlattı. neyse vakit bulursam onu da yazarım bugün, belki yarın, belki bir gün... ama şimdi başka bir şey yazmak istedim. dün akşam, askerden önce başladığım ama bitiremediğim "tezkiretül evliya" nın birinci cildine kaldığım yerden devam edeyim dedim. dâvudu tâî...&lt;br /&gt;bir gün biri ondan nasihat istemiş, o da şöyle demiş :&lt;br /&gt;"dünya için burada kalacak ve sana yetecek kadar çalış. ahiret için de sana orada yetecek ve kalacak kadar çalış"...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114864059157089258?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114864059157089258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114864059157089258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/05/avazeyi-bu-alemde.html' title='avazeyi bu alemde .....'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114822834848453001</id><published>2006-05-21T19:10:00.000+03:00</published><updated>2006-05-21T19:19:08.503+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>sabah, daha doğrusu öğlene doğru uyandım, gözümü açar açmaz "leyla ve mecnun" çarptı gözüme. herhangi bir sayfa açtım... s.530, 2979. beyit:&lt;br /&gt;yâ rab mana cism ü cân gerekmez&lt;br /&gt;cânânumsuz cihân gerekmez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra öğleden sonra müstakbel enişte ve annesi geldi. biraz sıkıcıydı, oturduk bir müddet. sağdan soldan sohbet etti anneler, bizde dinledik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra bilgisayar başına geçtim, rahmetli ali ekber çiçek dinleyesim geldi... iyiki de dinlemişim... en çok dikkatimi çeken de "hüsnüne mağrurlanma" diye bir türküydü...&lt;br /&gt;diyorki bir yerinde :&lt;br /&gt;mâh yüzüne bir nikap çek&lt;br /&gt;ben yandım eller yanmasın....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114822834848453001?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114822834848453001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114822834848453001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/05/sabah-daha-dorusu-lene-doru-uyandm-gzm.html' title=''/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114816467350906414</id><published>2006-05-21T01:23:00.000+03:00</published><updated>2006-05-21T01:37:53.550+03:00</updated><title type='text'>gece gece söyle bana...</title><content type='html'>atölyedeydim, sağolsun yönetmen bey beni eve bıraktı. polis kesti yolumuzu, arama yaptı. gereksizdi, ama yaptı. sarhoştu polis galiba biraz, kola içiyorlardı ama zannımca katkılı... resim üzerine sohbet ettik biraz ayak üstü.. yetenek lazım dedik, olmuyor öyle istemeyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra 3 gün tatil olayı vardı maalum, çalıştım ben ucundan yine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yazının anlamsız olması ve anlamsız olmasının isteği arasında ki fark nedir ?  = istek olabilir galiba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çin atasözleri güzeldir... okumakta yarar vardır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana sorulan standart sorular var, ve benim verdiğim standart cevaplar var. standart dışı olan o andaki haller oluyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halden hale geçmek vardır, birde " hep senin içindir boyun eydiğim, yoksa zapt edemez buralar beni" durumu vardır... kim için boyun eydiğin önemlidir der eskiler, yenilerin cevapları da raynini ray nay...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"hangi günü gördün akşam olmamış"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve son olarak :   güzelliği gören göz değildir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114816467350906414?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114816467350906414'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114816467350906414'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/05/gece-gece-syle-bana.html' title='gece gece söyle bana...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114798758453069204</id><published>2006-05-19T00:24:00.000+03:00</published><updated>2006-05-19T00:26:24.546+03:00</updated><title type='text'>dün gece dün gece, seyrim içinde...</title><content type='html'>Platonla karşılaştık dün akşam otobüste. Eve dönüyordum, o da eve dönüyordu. Geç bir vakitti, ben nargiledeydim, çamlıca da, hava güzeldi, açıkta oturup demlendim. Platon da bir yaşlı çiftin evindeymiş, misafir olarak. Çiftin torunları olan genç bir delikanlı rica etmiş platondan, misafir olsun, evdeki durumu görsün, dedesine yardımcı olsun diye. Merak ettim, ne varmış ki evde, neye yardım gerekecek diye... sordum, anlatmaya başladı platon...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“70 yaşlarında bir adam ve yine yakın yaşlarda bir teyze. Teyze yıllardır rahatsız, yatıyor, hiçbir şeyin farkında değil, bitkisel hayatta. Çok zor şartlarda yaşıyorlar, yada yaşıyor adam. Teyzeye özel bakım gerekiyor, serumlar, ilaçlar v.s. yemek yiyemiyor  ve adamın sadece emekli maaşı var. Teyze yıllar önce bir rahatsızlık geçirmiş ve bu hale gelmiş, doktorlar iyileşmesi, kendine gelebilmesi için bir mucizenin gerektiğini söylemişler. Yaşlı adam eşini hastaneden çıkartmış eve götürmüş, o gündür bakıyor. Düşünmüş, mucize ne olabilir diye. Sevgiden, aşktan büyük mucize mi var diye karar kılmış. Eğer sevgisini gösterirse ve eşi bu sevgiyi duyarsa iyileşir diye düşünmüş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam, eşi rahatsız değilmiş ve herşeyi görüyor biliyor gibi hareket ediyor. Çiçekler, giysiler, türlü hediyeler alıyor. Akşam yemeğini iki kişilik hazırlayıp yatağının yanı başında yiyor. Mümkün olduğunca başucuna geçip onu nasıl sevdiğini anlatıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen misafir ağırlıyormuş, gelenlerle eşi üzerine sohbet ediyormuş ve bu arada eşine dönüp sıkça “öyle değilmi cananım” deyip tebessüm ediyormuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir müddet oturdum, sohbet ettim. Adam çay ve kek ikram etti. Eşinin en sevdiği kekmiş, her gün yaparmış. “pek becerikli değilim bu konuda maalesef, eşim daha iyi yapar ama onu yormak istemem bir kek için. Belki bir gün yapar ama, o zamanda mutlaka beklerim” dedi. Mutlaka gelirim dedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra vakit geçince özür dileyerek yan odaya geçmemizi rica etti. “eşimin uyuma vakti, dinlenmesi gerekiyor, kusuruna bakmayın, yaşlılık zor” diyerek yan odayı gösterdi bana. Ben odaya geçerken o eşinin baş ucuna gitti, eğildi ve alnından öperek “ iyi geceler canım cananım, iyi geceler” dedi,  üstünü düzeltti, iyice örtüp odadan çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıma geldi, bir müddet sessizce oturduk. Adamın yüzünde  hafif bir tebessüm, dalgın dalgın yere bakıyordu. Daha fazla dayanamadım, müsade istedim. Adam kapıdan uğurlarken tekrar gelmemi rica etti, eşininde çok sevineceğini söyleyip ben uzaklaşana kadar kapıda bekledi...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözleri doldu platonun... biraz sessizlik, dalmışım, otobüsün ani freniyle kendime geldim..&lt;br /&gt;“ee dedim, nedir garip olan, yardım edilmesi gereken şey?” diye sordum. Platonun yüzü ekşidi, kızar gibi bir hal aldı. Sonra “ çocuk hiçbir şey anlamamış, yazık” dedi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114798758453069204?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114798758453069204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114798758453069204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/05/dn-gece-dn-gece-seyrim-iinde.html' title='dün gece dün gece, seyrim içinde...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-21573317.post-114777526200233832</id><published>2006-05-16T12:48:00.000+03:00</published><updated>2006-05-16T13:27:42.016+03:00</updated><title type='text'>salı günü yazınca yazılan...</title><content type='html'>dün gece bir kaç dakika curayı aldım elime, güzel oldu... yeni şeyler söyledi cura bana, biraz nazla da olsa konuşturdum... küsmüş, nicedir elime almıyormuşum... platon bir keresinde nesnelerin ruhundan bahsetmişti. kırmamak gerekir demişti, küserler, bir şey anlatmaz olurlar... dün gece daha iyi anladım bunu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kitaplarda küsebilir insanlara, ondandır belki de bazen anlaşılmaz olmaları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi camdan baktım, boğaz güzel, akşama beşiktaşa geçip motora binmek, ordan da üsküdara geçmek lazım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üsküdarda kiminle karşılaşsam güzel olur ???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi amca var orda, eminönünü iskelesinin karşısındaki büfenin yanında oturuyor hep. yaşlı, üstü başı pek iyi durumda değil... her defasında yaklaşıp konuşmak istiyorum, cesaret edemiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/21573317-114777526200233832?l=phileossophia.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114777526200233832'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/21573317/posts/default/114777526200233832'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://phileossophia.blogspot.com/2006/05/sal-gn-yaznca-yazlan.html' title='salı günü yazınca yazılan...'/><author><name>lao</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11608740971118846337</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://www.tao-chi.info/TaoLaoTze-N-444.jpg'/></author></entry></feed>
